Kendi yuzyilimizda tüm gücümüzü dış dünyanın fethine yoğunlastirdik. Tek yaptığımız ise hırslarımızı iki katına çıkarmak ve arzularımızı uyandırmak oldu. Bunun sonucunda da hiç olmadığımız kadar huzursuz, kaygılı ve mutsuzuz. Dış fetihler, içsel geliştirmelerine dikkatimizi uzaklaştırdı ve asıl uğraşımız olan irade terbiyesini bir yana bıraktık. Böylece entelektüel gücümüzün ve mutluluğumuzun en üstün aracının bakımını, anlaşılmaz bir sapmayla şansa bıraktık.