Puan vermedi·232 syf.····Okunma: 03 Ocak 2024 00:47 "Perihan meslek hayatında kötülüğün her türüyle karşılaştığını düşünürdü ama iyiliğin intikamını alan birine ilk kez rastlıyordu." (Sayfa 222)
Yazarımızın "Bir Başkomiser Perihan Uygur Polisiyesi" başlıklı polisiye serisinin ikinci kitabı 2024'te okuyup bitirdiğim ilk kitap oldu. İlk kitapla kıyaslandığında, hikayenin geçtiği ortamlara daha iyi alışmış da olsam heyecan ilk kitaptaki gibi doruklarda değildi benim için..
İlk kitap konusu ve değindiği "gerçek acısı" gereği daha net şekilde yerinde bir polisiye kitaptı.
Gerçi düşünüyorum, illa çok üstün bir hikaye çok konuşulası bir şey okumalıyız diye değil; ama "Mezun Cinayetleri" daha toplumsal gerçeğe dayandığı ve beni her sayfasında çok şaşırttığı için 10'da 10'luk bir kitaptı.
Serinin ikinci kitabı ise 10'da 9'luk misal benim için... Yine güzeldi ama eksik birkaç detay vardı sanki. Bence tabii. :))
Bir yaşlı demans hastası bu sefer polisiye konumuz, bu hastamızın intihar etmesi üstelik. Fiyasko şekilde kendini vurması beklenmeyen tarafla üstelik! E altından garip bir cezalandırma yöntemi çıkıyor, ama bekleyebileceğim kişiydi biraz da...
Yazarımızın yeniden kalemine sağlık, üçüncü kitap nasıl olacak daha merakla bekliyorum. Onun ismi de ilk kitap gibi etkileyici çünkü. Ama öncesinde biraz ara vereceğim diğer kitaplarımı okuyarak...
Bu incelememi bu serinin ilk kitabında olduğu gibi, emniyette yer alan o duvar yazısıyla sonlandırmak istiyorum;
"Cesaret, baskı altındaki zarafettir. Ernesto Hemingway" Sayfa 195