Yapamazsınız Derken?!
8/10
·416 syf.··
2024 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2024 16:16
Şeyda’nın önerisiyle dinlemeye başladığım bu kitap için söylenecek birçok şey var. İlki hayli kişisel bir durum olan dinleme alışkanlığı olmayan biri için metnin uzunluğundan bahsetmek olacak. Meraklanmam ve vakit sıkıntısı yaşamam sebebiyle yoruldum. Günün on saati, haftanın altı günü çalışmam ve iş hayatımın iletişim üzerine kurulu olması sesli kitap dinlemem için pek uygun olmuyor. Sonunda vakitsizlikten kendime iş üretmek gibi çözümlere başvurdum (bilgisayar başında işim varsa sesli kitap dinleyebiliyorum). Ki bu da aslında kurgu akışının okuru cezbettiğini gösterir diyebiliriz. Sürpriz bozmak gibi niyetlerim yok. Kitabın bıraktığı his ve fikirlere değineceğim. Edebi olarak bir şaheser diyemem fakat kadınlara dair tonla eşitsizliği gördüğünüz ve tüm bunlara rağmen engelleri aşmak üzerine direnen bir ana karakterin peşinde ilerlediğiniz bu eseri sevdim. Abartılı kırılma noktaları olduğunu düşünenler kendilerince haklı fakat gerçek hayattaki şansa bağlı kesişimlerin gücünü de atlamaya gerek yok. Ayrıca en azından kurgularda şans bizimle olsun. Bahsi geçen şans bile aslında korkunç zorlukların/zorbalıkların ardından gelen bir türdeydi. Elizabeth Zott her açıdan aykırı bir kadındı. Aykırı olmak için tasarlanmasına karşı değilim. Sevdiğim kısım ben böyleyim insanı değildi. Geçmişin getirisinin sunulmasıyla okuduğum karakter hikayesi benim için daha da lezzetlendi. Kitabın geçtiği yılların üzerinden geçen altmış yıl bize sıkıntıların hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Hazin sonumuz demeyeceğim. Yazarımız Bonnie Garmus’un niyeti bana kalırsa buna dikkat çekmekti. Keza yazar 1957 doğumlu, kadınların o hakları elde etmek için nasıl mücadeleler verdiğini, nasıl haksızlıklara uğradığını hali hazırda deneyimlemiştir. Biz güya eşit olduğumuz bir düzende başımıza neler geldiğini her an her gün tecrübe ediyoruz... Neden bilmem ben, yazarın geçmişi yeniden yazarak temas ettiği absürt durumları düzelttiği fikrine tutundum. Başa gelenlerin değiştirildiği, yeni sonlarla ve umutlarla alternatif ihtimallerin gerçekliğe kavuştuğu versiyonlar istemiyor muyuz hepimiz? Bu arada Elizabeth Zott’ta yapamazsın diyenlerin ne dediğini bile algılayamama halini çok sevdim. Mantıksız olan savları zihin bariyerinden geçirmiyordu sanki. Mad’in ona benzettiğim özelliklerinden biri de buydu. Başkalarının hataları, yanılgıları, kalpazanlıkları, boş lafları, fesatlıkları hayatlarımıza fazla sirayet ediyor. Zott’a ait bir başka sevdiğim özellik de bunların hepsini dışlayabilecek kadar kendine güvenmesiydi. Bir Kimya Meselesi’nin romantik ve uçarı ivmesine eşlik eden bilimselliğin çağrısıyla eklenmiş rasyonel bakış açısı metnin kendinden doğan bir çatışmaydı. Her kitabın hayata katmak istedikleri farklıdır. Ben bu tesadüflere eşlik eden yeşilçamvari dokunuşları sevdim. Tanıtım metniyle ilgili kafamı kurcalayan noktalar olsa bile bir kısma ekstra dikkat çekip susacağım. Bana kalırsa gülmekten kırıp geçiren bir mizah değil de kara mizah vardı. Acı bir gülüş ya da histeriyle bir bakış en çok da aptalı anlamlandıramama halinin getirdiği o sinirli gülüş. Bunun dışında pek mizah göremedim, olabildiğince net bir insanın etrafı tarafından bir türlü doğru algılanmaması komikse bilemiyorum tabii.
Kadın
Bir Kimya MeselesiBonnie Garmus · Altın Kitaplar · 20233,992 okunma
·
63 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.