Henüz Vakit Varken Gülüm
Geceye en sevdiğim şiiri bırakıyorum.
Beni tekrar tekrar kendime getirdi, tesadüfen tekrar çıktı karşıma.
Tam bu şiirde bıraktığım gelincik çiçeğini,
tam bu noktada yeniden sevmişim yaşamayı.
uzun süredir nefes almadığımı bile fark etmeden yaşamışımda yeni kavramış gibiyim . ciddi bir iş olduğunu
o kadar ciddi bir iş ki kendimden geçmişken
tekrar doğdu içime yaşam ışığı.
bu sefer ki farklı , bu sefer ki bana dair…
.
.
.
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.