Gönderi

Trenler ayrılık getirirdi.
8/10
·115 syf.··
2024 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2024 21:20
İncecik bir veda havası, Neşet Ertaş türküsü tadında anadolunun küçük kasaba yaşantıları arasında dolaşıyoruz. Kasabaların içindeki hayatların kanat taktığı hayalleri uçup gidiyor, konacak bir dal bulamıyorlar. Güzel bir ev anıları arasında ve neden sonra duvara asılan hüzünlü bir fotoğraf insanı gülümsetiyor. Bir masal vagonu ile başlayan Uzun Hikâye kaderin çomak sokması ile acıya dönüşüyor. Annesinin onu son kez öptüğünü bilmeden arkasından bakıp duruyor. Ayrılık mı bu? Sevdiğini son kez gördüğünü bilmek mi daha zordur? Yoksa onu son bir kez daha görememek mi? Babası gökkubbenin altında yapayalnız bir adam pencerede mızıkasının sesleri kendisinden başka kimseye ulaşmıyor anlaşılan. Kaybedilen mutluluk sanki onun içinde şarkı söylüyor. Anadolunun küçük kasabalarındaki yaşantılar, hüzünler, karşılıksız aşklar, hayalkırıklıkları "bir zamanlar anadoluda" dediğimiz hayatı anlatıyor. Küçük kasabalarda her şeyin duyulduğu ve bire bin katmaları insanların nasıl da başka insanların yüreklerini izlediğini, neşeli hayatları nasıl da gölgede bıraktığını anlatıyor bu hikaye. "Edebiyat yapmak" bir yapaylığı temsil eder bizim ülkemizde tabi bu da edebiyatla ilgisi olmayan bir toplumun ağzından duyacağımız bir şey. Şunu da eleştirmeden geçmemek gerekir ki eser kendi içinde tekrara düşüyor. Bir daktilonun başında adaletsizlik ile yavaşırken kapana kısılmış bir hayattan ne çıkar. Oğula miras bırakılan harfler artık kendisi yerine o konuşacak bir daktilo sustuğunda o da susacak. Küçük kasabalarda, küçük insanlar her birinin ayrı bir hikayesi var. Suya kapılan sevgiler akıp giderken sevgiliye verilen bir not, yollarına güller serilenlerin bir hiç uğruna kayıp gidişleri, bir ustanın fotoğraf makinesi ya da sağlığında eziyet çektiren bir oğlun ölünce mezarda hasret çekmesi bir mızıka eşliğinde satırlarda kayboluyor. Bu mızıka sesi nerelere gider? Kimlere ulaşır? Bizde kalan fotoğraflar böyle. Ey unutuş. Kapat artık pencereni. Çoktan derinliğine çekmiş deniz beni. Çıkmaz artık sular altından o dünya.
Duygu/Düşünce
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,5bin okunma
·
3 +1'leme
·
3.816 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yerli kitaplar içinde çok begenılenlerdır, Neden Sefiller le kıyasldınız aynı kulvarda mı bu kıtaplar??
Semih ASLAN
Gönderi Sahibi
Ernest hemingway yaşlı adam ve deniz gibi kısacık hikayesiyle Nobel edebiyat ödülü kazanmıştır. Bu kısa bir öykü diyerek ayrı bir ödül verilmemiştir.
2 puanı nerden kırdınız acaba??
Semih ASLAN
Gönderi Sahibi
Bir karamazov kardeşler ya da sefiller olmadığı için. Onlarla aynı puanı vermem beklenemez.