Kütüphanemi Toplarken uzun zamandır listemde bekleyen kitaplardan biri. Önüme düşen bir alıntıyı takip edip okumaya başladım. Alberto Manguel’in okuduğum ilk eseri Gezgin, Kule ve Kitapkurdu idi. Çok beğenerek okumuştum ve yazarın kaleminin kuvvetinden hiç şüphem yoktu, nitekim yanılmadığımı kitaba başlat başlamaz anladım.
Bir insanın kütüphanesi ile kurduğu bağ bu kadar güzel anlatılamazdı. Kütüphanesi insanın evi gibidir. Tek bir kitaba bile veda etmek, duvardan bir tuğlayı çekip uzaklaştırmak gibidir. İnsan delik duvarlı bir evde yaşayabilir mi? kütüphanene bağlanmak tam da böyle bir şey okumanın derinliğini kavramış, kitaplarla kopmayacak bağlar kurmuş insanlar için. İşte bu kitapta yazar yıllarca kütüphanesi ile ilmek ilmek kurduğu bağın resmini çizmiş bize. Eser boyunca yazarlara, kitap alıntılarına yer vermiş, entellektüel ve tarihi hikayelere yer yer atıfta bulunmuş. Tam bir şölen niteliğinde kitap. Kitapsever bir yazardan kitapsever bir okura kurulan muazzam bir köprü. Kısa ama çok derin bir eser. Çok severek okudum. Kütüphanem konusundaki kıskançlığım ve saplantılı duygularım için de kendime hak verdim.
Teşekkürler Manguel, güzel bir yolculuktu. Bir sonraki kitapta görüşmek üzere