Ali Akyıldız son dönem hanedan üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çekiyor. Hanedan üzerine aşırı romantik ya da oryantalistler gibi yaklaşmayan nadir tarihcilerden biri. Atılan iftira varsa mantıklı tezlerle çürütüyor. Ya da anılarda yer alan konuları doğruysa destekleyerek yanlışsa anti tezlerle çürütüyor. Son yazdığı kitaplardan biri olan Şehzade Yusuf izzeddin hayatına da bu şekilde değiniyor. Yıllardır bilinen yanlışları düzeltiyor. Gerek Türk gerekse yabancı arşiv ve basını kullanarak kitaptaki olaylari daha güçlü hale getiriyor. İntihar eden hanedan üyesi Şehzade Yusuf izzeddin'in çocukluğundan başlayarak öldüğü ana kadar ruhsal durumuna, degisimlerine, tutarsız kararlarına değiniyor. Tarihi alt yapısı ya da bilgisi olmayan için genelde bu tarz kitaplar soru işaretleri ya da bir daha hatirlanmamak üzere üstün körü bir okumayla kalır. Çünkü Şehzade Yusuf izzeddin'in ölümü özellikle bir dönem Enver Paşa, İttihat ve terakki, Almanlar, Sultan Vahdettin ve daha bissuru kişinin üzerine atılmıştır. Hatta Çanakkale ziyaretleri sırasında aynı anda bulunmayan Enver Paşa ve Yusuf izzeddin için binlerce senaryo yazılmıştır.(konuya ilgisi olanlar tokat hadisesini hatirlayacaktir). Kitapta Veliaht olan Şehzade'nin yetişmesi Avrupa'da iyi bir izlenim bırakması için dönem hükümetinin bir çabası olduğu anlaşılıyor. Çünkü son 30 yıldan beri Şehzadeler eğitim olarak neredeyse okuma yazma seviyesinden yukarı çıkamamıştır. "Attan sırtından inmeyen dedelerin torunlari ata dahi binemez hale gelmiştir." Bu yüzden Enver Paşa ve ittihat ve Terakki'nin Veliahtın yetişmesi için özel bir çabası vardır. Tabi bu her şey günlük gülistanlık demek değil taht yarışı, siyasi çekişmeler, şehzadeler arasında Huzursuzluk, savaşı ortamı tek bir kitapta kavranacak şeyler değil. Ama son dönem yazılan bu kitap atılan iftiralara tokat gibi cevap vermiş durumda. (Enver Paşanın Çanakkale Cephesi ziyaretleri kitap halinde basildi ve yanında bulunan heyette Yusuf izzeddin efendi yok böylelikle atılan iftira iki defa çürütülmüş oluyor.)