·104 syf.····Okunma: 12 Ocak 2024 12:12 Daha önce yazarın "İntihar Dükkanı" isimli kitabını görmüş fakat isminden dolayı çekinip almamıştım, fazla kasvetli, dramatik olacağını düşünerek. Aynı yazarın bir diğer kitabı da "Dansa Davet" bunu neden okuduğuma gelecek olursam kitabın konusu ilgi çekiciydi. Kitap 1500lü yıllarda Strasbourg'da geçiyor. Sefaletin, açlığın, yoksulluğun, çaresizliğin hüküm sürdüğü yıllar... Çaresizlikten dolayı bebeğini öldürmek- nehre atarak ölüme terk ediyor- zorunda kalan bir kadının birdenbire Strasbourg sokaklarında dans etmesiyle başlıyor kitap. Ve sonrasında bir salgın hastalık gibi birçok insan bu dansa katılıyor. Ve sürekli durmadan dinlenmeden dans etmeye başlıyorlar. Bölgenin yöneticileri bu salgını önlemek ve çözüm bulmak için bir araya geliyorlar. Bilim adamları, doktorlar, piskoposlar vb. bu toplantıya davet ediliyorlar...Kitap bu şekilde devam ediyor. Kitabın devamını anlatmayacağım.
Strasbourg sokakları çok pis, rezalet bir vaziyette. İnsanlar çok kirli, bulanık sular içmek zorunda kalıyorlar. Yiyecek bir lokma ekmek bulamıyorlar, çaresizlikten bebeğini yiyen aileler var. Kitapta bu tarz kısımlar var. Bu kısımlar çok mide bulandırıcıydı açıkçası. Ayrıca sürekli Türklerden bahsediliyor. Türklerin-Osmanlı- saldıracağı söyleniyor. Zaten perişan bir halde olan ülke bir de Türklerin saldırması düşüncesinden dolayı korkmuş vaziyette. Dönem hakkında bilgi veren bir kitap.
Kitabın edebi yönü ise evet güzeldi, anlatımlar, tasvirler yönünden zengin ve dikkat çekiciydi. Fakat akıcı ve içine alan bir kitap değil. Okurken kitabın ilerlemediğini hissettim. Çok sayfa okuuğumu düşünürken bir bakıyorum daha 4-5 sayfa anca okumuşum.
Kesinlikle okunmalı diyemem. Ama bir şans verilebilir.