Puan vermedi·272 syf.····Okunma: 09 Ocak 2024 00:00 İskender Pala'nın kapı yayınları'ndan çıkan tarihi kurgu romanı. İçinde aşk, ayrılık, arayış, macera, İstanbul manzaraları, aşkın türlü halleri ve aşkın onlarca tanımı...
Roman I. Ahmet döneminin İstanbul'unda Sultanahmet Camii'nin temel atma töreni ile başlıyor.
İki kişiyle başlayan bir aşk kaç kişinin canını yakar? Kaç kişiyi bu hikayenin içine sürükler?
Tomak ustası Dülger Bahşı temel atma töreni için altın kazmayı taşırken gördüğü bir çift göz ile 20 yıl öncesine gider yıllar önce kaybettiği aşkı; Kaknusia. Ancak kadın onu tanımaz. Bahşı hem üzüntüsünden hem de kadının genç olmasının şaşkınlığı ile ne yapacağını bilemez. Nasıl olur da 20 yılda hiç yaşlanmazdı?
Romanda kullanılan geriye dönüş tekniği ile 20 yıl öncesine gidiyor ve Bahşı ile Kaknusia'nın kavuşamayacaklarını anladıkları için kaçmaya karar vermelerine şahit oluyoruz.
Nikahlarını kıydıktan sonra Kaknusia esir düşüp bir gemiye bindirilirken bunu öğrenen Bahşı da gemiye biniyor. Gemide türlü felaketlerin yaşanmasının ardından yalnızca Bahşı ve birkaç kişi karaya ulaşıyor. bahçe ile Kaknusia ayrı düşüyorlar. Bahşı yıllarca aşkını arıyor onun uğruna ömrünü heba ediyor. ve onu bulamamasına rağmen gemiden beraber kurtulduğu ve yanından hiç ayrılmayan ona hizmet eden ve ve onu seven kişiye bile farklı bir gözle bakmıyor. Gunala; Bahşı'yı sevdiği halde onun Kaknusia'yı aramasına yardım ediyor.
Kaknusia ise gemiden kurtulmuş ve yanında bir kadınla İstanbul yolunda bir yeniçeri ile karşılaşıyor ve kadın tek kelime konuşmayan Kaknusia'yı ona emanet ediyor. Yeniçeri Evrennik İshak ona karşılıksız yardım etmeyi kabul ediyor ancak bir süre sonra bu güzel kadına gönlünü kaptırıyor, laf çıkmasın diye de nikah kıyıyorlar. Kaknusia ise hamile olduğunu öğrendiği için nikaha karşı çıkmıyor. İshak konuşmadığı için adını öğrenemediği bu kadına Lâlin diyor. Lâlinden hiçbir karşılık beklemeden onu seviyor ve çocuk doğduktan sonra da kendi çocuğu gibi ona babalık yapıyor. Çocuğun adını da Lalzâde koyuyor. Kaknusia buna da karşı çıkmıyor çünkü kendi içinde kızına koyduğu isim başkaydı... Lalzâde de annesinin sesini hiç duymuyor. İşte böylesine sadakatle yoğurulan bir aşk, yıllar önce verdiği sözü şartsız koşulsuz tutuyor. "İşte sana and; bundan böyle sen oldukça şakıyacak, sensiz susacağım."
Yıllar sonra İshak'ın korktuğu şey başına geldi. Şimdi ne yapacaktı? İzini bulup da Lâlin'i ondan almasından korkuyordu. Hasta olan Lalzâde ruhunu teslim ederken 20 yıldır konuşmayan Kaknusia onun başında ağıt yakıyorken İshak buna şahit oluyor ve yüreğinin yangını ile ağlıyordu. Onun aslında konuşabildiğini ve neden konuşmadığını ise o anda anladı. Bahşı ise onu gördüğünü sandığı günden beri peşini bırakmıyor ve ona ulaşmaya çalışıyordu. Her şeyi varlığından haberinin bile olmadığı kızının cenazesinden sonra öğrendi. cenazeye gelen vahşi cenaze ismini duyması ile yıkılıyor. İmam, Lalzade Anka diye sesleniyor cenazeye. Ankâ... Yıllar önce Kaknusia ile kızları olursa koyacakları isimdi bu. İşte o anda Bir kez sesini duymadığı sarılmadığı hiç görmediği kızının cenazesine geldiğini fark etti. Aslında görmüştü; cami açılışında kalabalık içinde gördüğü Kaknusia'ya benzeyen kadının aslında kızı olduğunu anımsadı.
Gunala ise aşık olduğu adamın aşkını yıllar sonra bulmasına elbette sevinemiyor. Hangi aşık rakibini görünce mutlu olur ki!
Ardından Bahşı ile Evrennik İshak'ı Kaknusia'nın mezarı başında görüyoruz. İkisi de birbirlerini kendilerinden daha şanslı buluyorlardı. Hangisi daha şanslıydı: Her daim yanında olsa bile bir kez onun sesini duymayan ve sevgisini almayan İshak mı? Yanında olamasa da her zaman onun kalbinde yeri olan Bahşı mı?
Peki hangisi gerçek aşıktı: Başkasına ait olduğunu bile bile kalbini veren ve karşılıksız seven İshak mı? Yıllarca sevdiğini arayıp ondan asla vazgeçmeyen kimseyi kalbine almayan Bahşı mı? Sevdiğinden ayrıldığı için başkasına sesini haram bilen, yaşadığını bile bilmediği aşkından vazgeçmeyen Kaknusia mı? Yoksa karşısında başkası için yanıp tutuştuğunu gören sevdiği adamın aşkını bulması için ona yardım eden ve sonunda da rakîbinin canına kıyan Gunala mı?
Belki de hepsinin gerçeği başkaydı? Hepsi gerçekti.