Spoiler içerir.
Toni Morrison’un okuduğum ikinci kitabı. İlk Resitatif’i okuduğum an ne yazdıysa, tüm külliyatını okuyacağım dediğim yazarlardan. En Mavi Göz okuduğum ikinci kitabi.
Toni Morrison Afro Amerikalı, Nobel Ödüllü bir kadın yazar. Kimliğini bilerek okumak bence çok önemli çünkü kendisinin derdi bu. Azınlık ve dezavantajlı bir grubu temsilen yazıyor.
En Mavi Göz Pecola’nın hikayesi. Sosyal hayatın en alt basamağında hayata başlamış, travmatik ebeveynlerle büyümüş, çirkinliği sebebiyle kendi ırksal toplumundan dahi dışlanmış, babasının çocuğuna hamile kalmış ve nihayetinde 13 senelik hayata sığdıramadığı acılara karşı aklını yetirmiş bir kız çocuğunun hikayesi.
Okur olarak Pecola’nın kendi sesini hiç duymuyoruz. Pecola’nın kendi sesi yok kitapta. Çünkü gerçek hayatta da Pecolaların sesleri yok maalesef, biliyoruz. Kitabın son sözünde yazar şöyle açıklıyor bunu: “ …Ana karakter tek başına ayakta duramyordu çünkü pasifliği onu bir anlatı boşluğu haline getiriyordu. Dolayısıyla onun halinden anlayan, hatta onun durumuna yakınlık besleyen ancak ailerinden destek görme şansına ve tamamen kendilerine özgü bir enerjiye sahip olan arkadaşlar ve sınıf arkadaşları yarattım.”
Yazarın burada demek istediği “ Yaşasın kız kardeşlik.” Bence elbet.
En Mavi Göz, toplumsal hayatta en zayıf olanın hayatına odaklanıyor. Ataerkil toplumda en zayıf olan kim sorusuna tokat gibi cevap veriyor. Ekonomik yoksunluk, azınlık olmak ve evet üstüne bir kız çocuğu olmak. Fakir, farklı ve kız olmak tabiri caizze. Bu şartlarda en çok yara alan, en çok suistimal edilen oluyorsun. Ama yazar burada durmuyor ve diyor ki: “ Bu arzunun içinde ırka dayalı bir kendinden nefret duygusu vardı…O kıza bunu kim söylemişti? Kendisi olmaktansa bir ucube olmanın daha iyi olacağını kim hissettirmişti ona? Kim onun suratına bakıp da, güzellik skalasında böylesine düşük, böylesine önemsiz bir konum biçmişti?”
Toni Morrison çocukken bir Afro Amerikalı arkadaşı diyor ki” Keşke mavi gözlerim olsa” Ve sevgili yazarımız bu naif çocukça isteği hiç unutamıyor ve didikliyor: Bir kız çocuğu sevilmek ve kabul görmek için kendinde neleri değiştirmek ister? İşte Pecola’nın hikayesi bu çocukluk anısı üzerine örülüyor. Ve kendisinin ilk romanı da buradan çıkıyor: En Mavi Gözler
Azınlık ve yokluk içinde bir bir kız çocuğu var. Sesini duyamadığımız. Adı Pecola bu hikayede. Kendisi esmer mi esmer. Ama masmavi gözleri olursa çok sevileceğinden emin. Hiyakeyesini duymak isterseniz okuyunuz!