Öyle bir kitap okuyup bitirdim ki psikoloji türünden çok başarılı , karakter analizlerini kurguya has özelliğiyle bizlere çok güzel yansıtmış ki , Efsun'un yerinde olsam ne yapardım diye düşünmeden edemedim.
Kitap içerisinde bölümlerden oluşması olaylara daha hakim olmamızı sağlamış. Punto küçük olsa dahi kitabı sonuna kadar okurken keyif alacağınıza eminim ve sonu nereye nasıl bağlanmış şaşırmamak elde değil. Ben olayların bu denli değişeceğini hiç tahmin edemedim ki bu durumda yazarımızın hem hayal gücünün hem de kaleminin başarılı olduğundan kaynaklanıyor.
Efsun geçmişini hatırlayamayan , ailesine ne olduğunu bilmeden teyzesi ve kuzeni Sudem ile birlikte kalıyor. Okul ve ev arasında bilinmezlik içinde geçirse de hayatını asıl sorunu ona Canavar ismini verdiği görünmez varlık ile mücadelesini anlatıyor. Gördüğü bu varlık onu hem psikolojik hem de bedenen işkence etse de kurtulmak için bütün gücünü , aklını kullanmaya çalışıyor.
Sevme sevilme kelimesini Poyraz'da arasa da yanlış seçimi yüzünden büyük büyük acılar çekiyor. Ayaz, Mert , okul ortamı kime nasıl niye güveneceğini kendini sorgularken bizlerde kimin iyi kimin kötü olduğunu Efsun ile keşfetmeye çalışıyoruz.
Ölüm bir kurtuluş mudur yoksa yeniden başlangıç mıdır?
Kitabın ikinci kısmında biz Efsun'la gerçekler ile yüzleşeceğiz. Hayatımızda olan yada olmayan, bize yapılan yanlışların bizlere verdiği psikolojik etkisi yüzünden boğulurken bir umut çıkartır karşımıza. Bize zarar verenlerden uzaklaştıkça bizler umuda sarılıp kalan günlerimizi güzel yaşayacağız. Efsun ile hayata bakış açımız değişecek. Kitabın son sözü beni derinden etkiledi diyerek son sayfasına kadar özenle okumanız dileğiyle.