Puan vermedi·216 syf.····Okunma: 06 Ocak 2024 00:00 Mevsimler Dörtlemesi’nin ilk kitabı Sonbahar.
Ali Smith, 100 yaşındaki David ile 32 yaşındaki Elisabath’in yıllara yayılan dostluğu ekseninde Brexit oylamasını, yükselen muhafazakar görüşleri, mülteci sorunlarını kurguya yerleştiriyor. 2016’lı yılların portresi. Bir de 60’lı yıllar var. Britanyalı tek kadın Pop Art ressamı Pauline Boty ve büyük bir skandalla adı duyulan Christine Keeler hakkında yazdıkları en sevdiğim bölümlerdi.
Pop Art biçimde bir kurmaca sanki diye düşünmeme de bu bölümler sebep oldu. Çünkü anlatım fragmanlar halinde, düz bir çizgiyle ilerlemiyor zaman. Dönemin önemli olaylarından, popüler kültüründen parçalar alıyor ve bazen önemsiz gibi görünen sıradan bir durumla birlikte veriyor. Melankoli anlatımda baskın olsa da mizah da var ve şiirsel. Sonra neden Ali Smith günümüzün sorunlarını postmodern tekniklerle yazsın ki diye düşündüm. Yenilikçi iyi bir yazar, farklı teknikler denemeyi seviyor. Bakınız İkisi Birden, bu arada hala en sevdiğin kitabı o. Neyse bu da beni 2000’li yıllar sonrasını anlatmak için teorileştirilen ‘metamodernizm’ kavramına götürdü. Postmodernizm sonrası ancak bir geriye dönüş var. Modernizm ve postmodernizm arasında salınıyor metamodernizm. Postmodernizm ile parçalanan öznenin bütünlük arayışı var. Samimiyet, umut, bağlar, romantizm, duygulanım geri dönüyor. Parçalanmayı, melankoliyi, duygusuzluğu da barındırıyor aynı zamanda. Sayısız kutup arasında bir sarkaç deniyor, denge yok. Şnorkelci metaforu var bir de bununla ilgili, Ali Smith’in anlatımına çok uyuyor bence. Yüzeyde veriyor durumları, uzun uzun açıklamalarda bulunmuyor ancak okur derinliği yorumlayabiliyor. Metamodernizmle ilgili okuduğum makaleyi ve şnorkelci metaforunu görsele ekledim. Bence Sonbahar metamodern bir kurmaca. Ayrıca David modern dönemi, Elisabeth postmodern dönemi sembolize ediyor diye düşünüyorum, dostlukları ise metamodern. Metamodernizmin postmodernizm ve modernizm arasında salınımı için de tam uyuyor bu dostluk vs. vs. Bu kadar teknik zırvalıklarıma gerek var mıydı? O kadar düşündüm yazayım bari dedim :) Amerika’yı yeniden keşfetmişim gibi bir coşku.
Dörtlemeye devam edeceğim.
#sedaçıngaymellor çevirisi @kafkayayinevi