·328 syf.····Okunma: 02 Ocak 2024 14:20 Uzun zamandır okumak istediğim seriyi sonunda kendime yılbaşı hediyesi olarak almaya cesaret ettim. Şaşırtıcı bir şekilde sipariş ettikten bir gün sonra elime ulaşan bu seriye olan hevesim hemen alıp okumama neden oldu. Büyük bir hevesle başladım. Zaten halihazırda her bu tarz kitapların öncesinde çizimlere, alıntılarla ve tiktok videolarına bakma huyumdan dolayı fazlasıyla merakla dolmuştum.
Bence güzel bir ilk kitaptı. Kısa sürede büyük bir merakla okuyup bitirdim. Cinder'ı da fazlasıyla sevdim. Sayborg parçaları olsun, yaşadıklarına rağmen güçlü duruşu olsun fazlasıyla sevdiğim bir karakter oldu. Bir makenik ustası olması ayrı bir hoşuma gitti. Nedense, ona çok yakıştırdığım bir meslek oldu. Kai'nin bile neden ondan çabucak hoşlandığını kolayca anladım. Kai demişken... Hem (serinin geri kalanı boyunca) onun için üzüldüm, hemde bu kadar nazik ve tatlı bir genç olmasından dolayı fazlasıyla hayran kaldım. Resmen centilmenlik kavramına uyuyan bir erkekti. Bu tarz erkeklere hasret kaldığımızı fark ettim. Kitap boyu Kai'nin iyi bir prens, iyi bir imparator olduğunu; aynı zamanda çaresizligini de hissetim. Sanki onu çok iyi tanıyormuş gibi tavsiye vermek istedim. Sanırım kendine yakın hissetirdigindendi bu düşüncelerim. Sonlara doğru serinin geri kalanında ne olacağını merak ederken buldum kendimi. İkinci kitaba başlamam uzun sürmedi. Eklemeden edeyeceği İko o kadar hoşuma giden bir karakter oldu ki, serinin geri kalanında bile onun olduğu sahneleri büyük bir keyifle okudum.
Bu güzel başlangıç kitabını herkese tavsiye ederim, ilginizi çektiği vakit sizi serinin içine sürükleyecek zaten! Karakterler arkadaşınız, onların davası sizin davanız olacak. Seri akıp gittiğinde ise onları özleyecekseniz. Ben çoktan özledim :(