Merhabalarr
Yine bir asker kurgusuyla karşınızdayım. Gölgenin Güneşi çok önceden wattpadden okuduğum bir kitaptı aslında. Baytar serisindeki Cihangir ve İnci'nin kızı Bahar'ın hayatını okuyoruz bu kitapta.
•
Hayallerine ulaşan cesur bir asker olarak ilk görev yerime atanığımda, verdiğim savaşı kazanmış olmanın haklı gururu vardı üzerimde. Ancak daha ilk günden ekipte istemediğimi öğrenmek hayallerimi yıkmak için yetmişti.
Kazandığım zaferin göstermelik olduğunu yeni bir savaşın içine girdiğimde anladım. Tüm söylenenlere inat mesleğimden ödün vermemek için dimdik ayakta dururken, kapımı çalan aşka karşı hazırlıksızdım. Beni istemeyen bir adama aşık olacak kadar da aptaldım. Zorlu görevler, korkusuz bir ekip, gözü kara bir adam, saklanan sırlar ve acılarla dolu hayatın içine hızlı bir giriş yaptığımda artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Canımız yanacak ama alışacaktık... Biz bu meslekte en çok bunu öğrenmiştik.
"Tan vakti," dedim hayranlikla. Geç de olsa anlamıştım; bu manzarayi görmemi istemişti. Tan vakti, güneşin doğduğu zamandı. Kara gözleri beni bulduğunda gülümsedi. "Doğma vaktin geldi Güneş."
•
Güneş gibi güçlü bir kadın askeri okumak çok güzeldi. Pala'ya ve onun torpilli iddialarına karşı dimdik ayakta durması ve onunla sürekli atışmasını okumak gayet zevkli anlardı. Daha öncede dediğim gibi askeri kurguları okumaya zaten bayılıyorum ve operasyon sahneleri en sevdiğim kısım oluyor. Yağız'a başta çok sinirlensemde nedenini öğrendiğimde az da olsa hak verdim öyle düşünmesine. Ama kitabın sonundaki hareketi kesinlikle bir asker için görmezden gelinemeyecek bir şeydi. Bu yüzden sonuna kadar Bahar'ın kararını haklı buluyorum. Bomba gibi bir noktada sonlandığı için ikinci kitabı heycanla bekliyorum. Yorucu bir anlatımı ya da yazımı yoktu yazarın ve okuması hoş, zevkli bir kitaptı.
Gölgenin GüneşiMeryem Soylu