10/10
·392 syf.··
2020 26. kitabı
Kitaba başladığım andan itibaren hiç kalkmadan üç buçuk saat oturup okuduğum doğrudur. Elimden bir türlü bırakmak istemediğim ve bilhassa sonundan çok ürktüğüm bir eser oldu. Zülfü Livaneli yine ülkemizin kanayan ve halen kanamakta olan derin bir yarasına yer vermiş bu eserinde. Doğu Anadolu Bölgesi'de yer alan Van Gölü kıyısına yakın bir köyde yaşayan Meryem'in trajedik öyküsü. Ne yazık ki kadınları cahil bırakılan, erkeklerinin saygı adı altında yapılan onca haksızlığa boyun büktüğü, ve kendini bilmez halkı inançları üzerinden kandıran sapık hocaların hüküm sürdüğü bir köyde geçiyor olay. Genç kızların, çocukluktan ergin döneme girdiklerinde kendilerini kötü bir suç işlemiş gibi hissettiren bir zihniyet yapısına hakim bir köy. Harvard Üniversitesi mezunu bir profesör, Van'ın köyünde tecavüze uğramış bir kız ve onu infaz etmekle görevlendirilmiş, amcasının oğlu. Üçünün de hayatı Ege Kıyılarında kesişir ve birbirlerinin derinliklerine inmeye başlarlar. Romanda yazar, kişisel tasvirlerin yanında, mekan tasvirleri ve felsefi görüşleri, karakterlerin ağızlarından anlatmasıyla, hem yurt içinde, hem de yurt dışında büyük yankı uyandırmıştır. Ülkemizde halen çeşitli yerlerde bu tarz ahlak dışı olaylara şahit olmaktayız. Bir yerlerde çocuklar kız olmaktan korkar durumda yaşam sürüyorlar. Çocuklar korkudan kimi zaman tehdit edilmekten seslerini dahi çıkartamıyorlar. Ailelerin çocuklarına bu hususta çok hassas bir şekilde yaklaşması ve gereken bilgilendirmeyi yapması gerekiyor. Umarım bu şeref yoksunu kimselerin soyu biran önce tükenir. Ve nice Meryemlerin kabusları yeşillikli bahçelere dönüşür... Kara tren gelmez mola Düdüğünü çalmaz mola Gurbet ele yar yolladım Mektubumu almaz mola... Allı gelin al olaydın Selvilere dal olaydın Gelen geçen yolculardan Nazlı yar beni soraydı... Emeğine sağlık büyük usta
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,6bin okunma
·
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.