Okurken karakterin içerisinde bulunduğu duruma, karakterin düşünce yapısına ve eylemsizliğine siniiirrrr krizi geçirdim. Ona o kadar sinirlendim ki bu sinirliliğim kitabı kısa sürede bitirmeme vesile oldu Oblomovvv…. Zihnimin bir köşesinde var olmaya hep devam edeceksin ama bu yalnızca bir düşünce olarak var oluş, aslında hayatımı seni asla yaşatmamak üzerine idame ettiriyorum
•Oblomov ve onun en yakın arkadaşı Ştoltz birbirine tamamen zıt iki karakter. Gançarov da bu karakterleri işleyerek bize bu karakterler üzerinden Doğu ve Batı arasında bir taşlama ortaya çıkartmış. Oblomov, Oblomovka’da bir asilzadenin çocuğu. O yaşamında her isteği hep ailesi tarafından karşılanmış, uşaklarla büyütülmüş. Daha sonrasında başka bir yerde tek başına bir hayat kurmaya gittiğinde orada aslında hayatta kalamayışını görüyoruz. Çünkü bir karakter olarak hiçbir zaman var olamamış, kendi işlerini kendisi yapmamış, başkaları tarafından hep şımartılmış. Bu yüzden tek başına kaldığında hiçbir iş yapamıyor. Her işe üşeniyor, onları yalnızca yapması gerektiğini düşünüyor ama eyleme hiçbir şekilde geçemiyor. Faal olan ve bu yüzden hayattan keyif alan insanları görünce de onları eleştiriyor çünkü kendisinin dünyevi işlerle bir işinin olmadığını, vaktini böyle şeylere harcayamayacağını düşünüyor fakat nihayetinde ne köyündeki işlerle ilgileniyor, ne kendi işleri ve eğitimi ile ilgileniyor, ne de dışarı çıkıp sosyalleşebiliyor. Kendisinden nefret ettiğim kadar onun o üstünden hiç çıkarmadığı depresyon hırkasından da nefret ettim Bir kadına gerçek anlamda samimi bir şekilde aşık olduğunda heyecanlanmıştım sonunda hayata tutunabilecek diye ama Oblomovluğu sebebiyle hayatta en güzel duygulardan biri olan aşkının peşinden bile gidemiyor ve bunun için de çaba göstermeye bunu yaşamaya yeltenemiyor. Onun en yakın arkadaşı Ştolz ise onun tam zıttı, ailesi tarafından hep bir şeyler yapması konusunda teşvik edilmiş ve hep kendi hayatı için çaba gösteren, faal kalan, hayatını güzelleştiren ve yaşayan birisi.
•Kitapta kendimizi Oblomov’a sürekli “Kalk artık be adam” diye hezeyan ederken buluyoruz. Ona olan bu hezeyanımız aslında kendi yapabilecekken yapmadığımız ve kaçırdıklarımıza olan bir hezeyan bence. Oblomov’dan nefret ederken aynı zamanda kendi içimizdeki Oblomov’luktan da nefret ediyoruz. Oblomov yalnızca bir karakterden ibaret fakat Oblomov’luk insanlık var olduğu sürece yaşamaya devam edecek olan bir veba.