Puan vermedi·124 syf.····Okunma: 26 Ocak 2024 21:08 Doppler, günümüz dünyasının koşuşturmacası içinde hepimizin zaman zaman her şeyi bırakıp kaçıp gitme, doğanın içinde huzur arama isteğini gerçekleştiren bir kahramanın altı ayını anlatan bir nevi günlük.
Kahramanımız neredeyse hiç tanımadan kaybettiği babasının ardından hayatını sorgulamaya başlıyor ve bir gün ormanda bisiklet sürerken düşüp kafasını vuruyor. Bu kaza onun için bir dönüm noktası oluyor çünkü o gün başarılı iş hayatını, eşini ve çocuklarını geride bırakıp bir çadırla ormana yerleşiyor. Bu sadece bulunduğu ortamdan kaçmak değil onun için, modern dünyanın getirdiği her şeyi de geride bırakmaya çalışıyor. Avcı toplayıcı bir yaşam sürmeye çalışıyor ve kendi usulünce takasa yöneliyor. Bir geyik avlıyor ve geyiğin yavrusunu da arkadaş ediniyor. Bongo.
Kitapta bir adamın ormanda kendi kendini sorguya çekmesini ve insanlardan giderek nefret etmesini okuyoruz ama alt metinde baba sevgisinden mahrum bir adamın yaraları var. Kitabın sonlarına doğru babası için bir totem yapıp diktiğinde onu onurlandırdığını düşünerek bir nebze rahatlıyor.
Doppler herkesten nefret ederek ormana yerleşse de insanlardan bağlarını tam olarak koparması mümkün değil elbette. Fakat inanılmaz bir biçimde onlara katlanamıyor. Kendi çocuğuna bile. Çok sıkışmış hissediyor olmalı. İnsanlar ona özenip ormana gelmeye başladığında ise gece yarısı her şeyini toplayıp kendine başka orman aramaya koyuluyor. İnsanların olmadığı bir orman.
Dili de akıcı. Andreas Doppler'i tanımak isteyebilir Norveç'in ormanlarını onunla keşfedebilirsiniz.