Alıklar Birliği, yazarının kişisel hikâyesi ve kitabın basılma süreci ile de en az kurgusu kadar dikkat çeken bir kitap. John Kennedy Toole’un başyapıtı olarak düşündüğü kitabı yayınevleri tarafından reddedilir ancak ölümünden yıllar sonra annesinin girişimleriyle bastırılır.
Baş karakterimiz Ignatius J. Reilly, odasından dışarı çıkmak istemeyen, yatağında yuvarlanırken çeşitli konularda görüşlerini yazan, boğazına oldukça düşkün bir genç. Başlarda bu özellikleriyle bir Amerikan Oblomov’u gibi göründü gözüme.
Ama annesi Ignatius’u kolejlere göndermek için yaptığı onca masraftan sonra onu çalıştırmaya kararlı. İş araması için baskı yapıyor ve hiçbir işte uzun süre kalamayan Ignatius çeşitli yerlerde şansını denemeye başlıyor. Bir yere Ignatius’un gitmesi orada tsunami etkisi yapıyor arkadaşlar. Ona temas eden herkesin başına mutlaka bir şeyler geliyor. Kendince sürekli bir savaş halinde, onu bir an polise karşı haklarını savunurken, sonraki bir an fabrikada işçileri ayaklandırırken, sonra Barış Partisi’ni kurmaya çalışırken görüyoruz. Bunların bir kısmını da kılıcını kuşanmış olarak yapıyor, evet oyuncak kılıcını. Burada da Don Kişot rolünde gibi değil mi? Hayatta her şeyden nefret ediyor ama nefret ettiği filmleri izlemeye önce o gidiyor sonra daha sinema salonundan eleştirilerine başlıyor. Anlatılmaz okunur bir karakter arkadaşlar.
Kitabın orijinalinde New Orleans şivesiyle yazılan yerler Türkçeye de şiveli çevirmiş, bu duruma kitabın yarılarına kadar alışamadım epeyce rahatsız etti beni. Ama şivesiz çevrilseydi de aynı etkiyi vermezdi bir yerden sonra yadırgamadım okurken. Kitapta sevdiğim, bağ kurduğum bir karakter olamadı arkadaşlar ama yazar da böyle bir kaygı duymamış bence yazarken. Ignatius, sürekli aklıma gelecek, etrafta arayacağım, unutulmaz bir karakter olacak kalacak hafızamda. Her şeyiyle, bütün rahatsız ediciliğiyle güzel bir kitaptı.