·352 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Ocak 2024 18:33 Orijinal adını Beatles’ın “Norwegian Wood” eserinden alan bu kitap, modern Japon edebiyatının gerçekçi romanları arasında yer alır. Postmodernizim; klasik edebiyat klişeleri yerine “kuralsızlık” şeklinde tanımlanabilen bir yazım tarzı ile yazılan romanlardır. Arayışa atıf yapan; tamamlanmamış, yarım bırakılmış ifadeler de bu roman tarzının bir özelliğidir. İmkânsızın Şarkısı; okuyanları, 1968-1970 yılları arasındaki Japonya’ya ve üniversiteli Japon gençlerinin gerçekçi hayatına götürür. Haruki Murakami, Japon Edebiyatından ziyade Batı edebiyatının tesiri altında kaldığı için Japonya’da bu yönü ile sıklıkla eleştirilmiştir. Japon kültürü yerine Batı yaşam tarzını daha fazla yansıttığı bu eseri; hem Japonya’da hem de dünyada övgüler almış ve yazarı bir anda tanınır hâle getirmiştir. Özellikle başlarda yer yer farklı zaman geçişleri olan roman, Toru Vatanabe’nin otuz yedi yaşındayken uçakla Hamburg’a inmesiyle başlar. Hemen ardından kahramanın yirmili yaşlarına dönen ve bir anılar zinciri ile Tokyo’da üniversiteye başladığı dönemleri konu alan roman; Vatanabe’nin lise yıllarında en yakın arkadaşı olan Kizuki’nin intiharı ve Kizuki’nin kız arkadaşı Naoko ile Vatanabe’nin uzun yürüyüşlerini, yakınlaşmalarını anlatır. Lise yıllarında Kizuki ölmeden önce de üçlü olarak iyi bir grup tecrübesi yaşayan Vatanabe, erkek arkadaşının intiharı ile derin bir sarsıntı yaşayan Naoko’yla üniversiteye başladıktan sonra tekrar karşılaşır. Birlikte çok az konuşarak uzun yürüyüşler yapmaktadırlar. Bir akşam Naoko’nun doğum gününde yakınlaşırlar. Bu olaydan sonra Naoko, ortadan kaybolup üniversiteye ara verir ve sinirlerini düzeltmek için doğa ile iç içe olan ve sıra dışı hastalara özgürlük ve huzur sağlayan bir hastaneye yatar. Vatanabe, bu arada aynı okuldan enerji dolu ve konuşkan Midori isminde bir kızla tanışır ve arkadaş olurlar. Bu arada Naoko ile mektuplaşmaya devam ederler ve Naoko, kendisini kaldığı bakımevine çağırır. İmkânsızın Şarkısı, 60-70’li yılların gençliğinin romanıdır. Bilhassa Beatles şarkıları ile harmanlanmış, müzikle, özgür bir ruhla yaşayan ve ölümü de sorgulamakta olan genç Vatanabe’nin aşk hikâyesinin gerçekçi bir anlatımıdır.
1970’li yıllarda geçen ve çarpıcı bir aşk hikâyesini anlatan kitap; lise ve üniversite çağındaki gençlerin intihar yatkınlığını, ölümle erken bir yaşta karşılaşan insanların ölüme ve aşka bakışlarını basit, sade ama son derece gerçekçi bir üslupla anlatmaktadır.
Başkarakter; Vatanabe lisede yakın arkadaşının intiharı ile ölümle tanışmış, acı bir kayıp yaşamıştır. Sonrasında onun sevgilisi Naoko ile duygusal yakınlığı artmıştır ama Naoko, hem ablasının hem de erkek arkadaşının ölümlerine bir türlü alışamamış ve tramvalara takılıp kalmış bir genç kızdır. İçindeki yaraların çok büyük olduğunu düşünmektedir ve üniversiteye ara verip iyileşmek için kendi isteği ile bir senatoryuma yatar.
Romanın üçlü bir aşk denklemini merkeze alması, toplumsal olayları daha tali bir hâle getirmiş, yoğun duyguların fiziksel birliktelikleri nasıl marijinalize ettiğini örneklemiştir.