·249 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Şubat 2024 00:36 Thomas More’un giyotinle son bulan hazin hayat hikayesini okudum. Bana ütopia kitabından daha fazla şey anlattı. Haksızlığa uğrayan insanların ne ilki ne de sonuncusu. Tarihin hangi döneminde ortaya çıkarsa çıksın siyasallaşan bir dinin kokuşmuşluğu sanki şu anmış gibi nasıl da mide bulandırıyor. Yalnızca bir tek insana bile yapılmış olsa dahi adaletsizlikle insanlığın birikimi bütün beylik ilkeler değerini çabucak yitiriveriyor. Dini hayalleri olan devlet adamlarının her devirde öncelikli hedefi kendine biat etmeyen aydın zihinler. More hiç kimseye hiçbir şey söylemez ya da yazmaz ancak kralın kendi lehine açıklama yapması konusundaki ısrarına direnir. Sessiz kalır, sessizliği bile devleti korkutur. Kral, siyasal nedenlerle ölen kardeşinin eşiyle evlendirilmiştir. Ama başka bir kadını sevmektedir. Boşanmak ister fakat katolik inancından dolayı kilise buna izin vermez. O da kiliseye el koyar ve kendini baş ilan eder. More’un kendini onaylayıcı bir açıklama yapmasını ister. İnancı bütün bir aydın olan Thomas More bunu düşünce ve vicdan özgürlüğüne aykırı görür ve reddeder. Kralı İngiliz kilisesinin başı yapan yasaya yemin etmeyi iki tarafı keskin kılıca benzetir:” İnsan buna evet derse ruhunu, hayır derse bedenini yitirecektir.” Bedenini yitirene kadar direnir ve fikirlerinden ödün vermez. Daha sonra kral Angelikan klisesini kurar ve aşkıyla evlenir. Sonra onu da idam ettirir gerçi ama tarihin karanlık sayfalarında yok olur giderler. Thomas More ise Ütopiası ve örnek yaşamı ile insanlığın aydınlık sayfalarındaki yerini korur. Geleneksel sosyal kurumlarla ilgili kafasında soru işaretleri olan kişilerin mutlaka incelemesi gereken bir kitap.