Puan vermedi·192 syf.····Okunma: 09 Şubat 2024 01:17 Bir anti-kahramanın arayışı konu edilse de, okuru kendisine bağlayan şey kesinlikle bu arayış hikayesi değil Aylak Adam’da. Bekleyişler, insan izlenceleri, yağmurlu gün, Karaköy’de bir kıraathane, bir tramvay durağı, varlığın anlamsızlığı, bunalan genç adamlar ve meyhaneler. Kitapta hem toplum yaşamına dair, hem de edebi anlamda kurgu tarzı olarak “geleneksel” olan her şeye bir tepki var. Alışkanlıkların kolaycılığına, sahteciliğe karşı bir nefret var. Ekonomik olarak alt sınıftan bir okur olarak tükettiğim zengin hikayelerinde içimde oluşa iğrenti hissi bu burjuva hikayesinde oluşmadı. Bir zaman sonra anlıyoruz ki aslında “aylaklık” ciddi bir müessese, zor bir iş. Bağımsız bir duruş var. Yusuf Atılgan’ın 50’li yıllarda Türk edebiyatına varoluşçu bir zenginlik kazandırarak birçok esere ilham olduğunu bu kitabı okuyunca anlıyor insan.
Korkuluksuz bir köprüden geçer gibi, 28 yaşındaydı ve tedirgindi.