·74 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Şubat 2024 15:45 Para kazanmanın tek yolunun İstanbul’a gitmek olarak görüldü yıllarda annesi ile birlikte köyde fakir bir hayat yaşayan Durmuş, öküzlerinden biri de ölünce İstanbul’a para kazanmak için gitmeye karar verir.
İstanbul’a giden Durmuş’un elinde bir zanaatı olmadığı için Durmuş uşak olarak çalışmaya karar verir. Arkadaşları ona Edirnekapı’da oturan Müstakim Efendi’nin uşak aradığını söylerler. Edirnekapı’ya giden Durmuş, Müstakim Efendi ile görüşür. Fakat Müstakim Efendi ona sadece senelik bir kuruş verebileceğini ve paradan da değerli olan her seneye bir nasihat vereceğini söyler. Durmuş kabul etmez ve Müstakim Efendi’nin yanından ayrılır.
Yolda nasihati merak eder ve geri döner. Bir sene boyunca Müstakim Efendi’nin her işini görür. Bir yılın sonunda Müstakim Efendi onu çağırır ve bir kuruşunu Durmuş’a vererek ona, “Yolunu izini bilmediğin yere gitme.” nasihatini verir. Durmuş bu nasihatı bildiğini söyler ve buna kızar.
Müstakim Efendi eğer bir yıl daha çalışırsa ona yine bir kuruş ile bir nasihat vereceğini söyler ama Durmuş kabul etmez. Fakat meraklı Durmuş ilk zaman olduğu gibi yine nasihati merak eder ve tekrar geri döner.
Bir yıl yine çalışır. Müstakim Efendi bir sene sonra Durmuş’u çağırarak bir kuruşu verir ve bu sefer de “Emanete ihanet etme.” diye ikinci nasihatını söyler. Bunu duyan Durmuş çok kızar, fakat efendisi bir sene daha çalışmasını ister ve aynı şeyleri teklif eder. Durmuş kabul etmez çeker gider. Ama merakına yenilip geri döner ve bir yıl daha çalışır.
Son olarak efendisi bir kuruşla beraber ona, “Karını kendisi olmadan başka bir yere yatıya gönderme.” diye üçüncü nasihatını söyler. Ayrıca memlekete dönmeden önce yanına uğramasını ister çünkü annesine hediye gönderecektir.
Müstakim Efendi annesine iki somun ekmek gönderir. Durmuş hemşehrileriyle memlekete dönmek için yola çıkar. Bir müddet yol aldıktan sonra bir dere kenarına gelirler, tam at ile geçecekti ki aklına efendisinin verdiği “İzini bilmediğin yere gitme.” öğüdü gelir ve atını durdurur tam o sırada ondan önce suya giren kişi bir anda boğulup kayıp olur bu durumu görünce efendisinin öğüdünün işine yaradığını görür ve bir yıllık emeğini ona helal eder. Daha sonra derenin başka bir yerinde geçmeyi başarırlar.
Durmuş çok acıktığı için efendisinin annesine gönderdiği somunlardan yemek ister fakat o sıra aklına ikinci öğüt gelir: “Emanete hıyanet etme.” ve ekmeği yemekten vazgeçer. Bir müddet daha yol aldıktan sonra eşkiyalar yolu keser ve herkesi soyarlar. Durmuşun parası olmadığını boşa çalıştığını öğrenince ona da dayak atarlar. Artık herkes beş parasız kalmıştır.
Durmuş annesinin yanına vardığında yaşadıklarını anlatır. İyice acıkan Durmuş, efendisinin verdiği ekmeği (bilgi yelpazesi. com) yiyelim bari diyerek, ekmeği böler ve o sırada somunların altındaki tüm altınlar yere dökülür. Durmuş, altınlarla çok zengin olup köyün ağası olur.
Sonunda ailesi olmayan yetim bir kız ile evlenir, güzel bir düğün yapar. Yıllar geçer bir çocuğu olur. Bir gün kızın akrabaları kızı köyüne düğüne götürmeye gelir zaten yıllardır kız hiç köyüne gitmemiştir. Durmuş hiç razı olmaz aklından efendisinin verdiği öğüt çıkmıyordur. Ancak ısrarlara dayanamaz ve karısını köyüne bir geceliğine yollar ama içi hiç rahat değildir. Dayanamaz herkesten habersiz o da köye gider. Köyün delikanlıları tüm kızları izlemektedir. Onu kimse tanımaz bir kadın görür ve ona karısını göstererek kim olduğunu sorar. Kadın zalim bir adamın eşi olduğunu söyler. Durmuş kadına sana para veririm bu gece eşini göstererek onunla yatmasını sağlamasını ister kadın kabul edip gece ayarlayacağını söyler.
Gece olur herkes evlere dağılır, kadın durmuşa eşinin bulunduğu evi gösterir ve içeri girmesini sağlar. Karanlıktan eşi Durmuş”u tanıyamaz ve bağırmaya başlar. Durmuş bir koltuğa oturur eşi bağırmaktan bitkin düşer ve bayılır o esnada yatakta uyuyan çocuğunu alıp gider. Eşi sabah herkes uyanınca çocuğun olmadığı görür. Akşamki işi ayarlayan kadın ve akrabaları ağaya ne diyeceklerini düşünür ve gece yangın çıktığının yalanını bulurlar.
Ağanın yanına gelirler yalanı söylerler. Durmuş duruma güler çocuğu yanından koşarak annesine gider eşine dönerek “O gece benimle birlikte olsa idin seni oracıkta öldürecektim.” der ve Efendisine üç yıllık tüm haklarını helal eder.
Kitabın Ana Fikri: Bazen nasihat paradan daha önemlidir.