Kaptanın Seyir Defteri -04- 16/02/2024
İnsan, bilinmek mi, bulunmak mı yoksa kaybolmak mı ister?
Bilinmek, açıklanamayan bir yanının kalmaması. Nesnesi olmayan bir anlamlılık hali. Bilmek eyleminin konu alanı içerisinde anlaşılmak kısacası. Değersellik olgusundada bir ölçüde kıymetlenmek gibi bir şey. Kaybedilen bir şeyin yahut o an ihtiyaç duyulupta yokluğu anlaşılan ama olmayan o nesnenin kadrinin kıymetinin ortaya çıkması durumu.
Çocukken sokaktaki diğer çocuklarla çok güzel zaman geçirirdik. En güzel oyunları oynadığımız, anlatırken bile insanı mutlu eden o zamanlar. Yirmi küsür çocuk saklanbaç oynardık. Evimizin az yukarısında mahalle camisi vardı. Akşam karanlığın çöktüğü zaman bizim sokaklar çok aydınlık olmazdı. Bir sokağı araları ikiyüz üç yüz metreyi bulan sokak lambaları aydınlatırdı. Arkadaşımla caminin içine saklanmıştık o akşamki saklambaç oyununda. Caminin avlusunda abdesthane vardı. Üzerinde de imam evi. Evin tam kapısı küçük bir kaç basamaklı bir merdivene eşiklik ediyordu. Abdesthane ise tam bahçenin ortasından bir merdivenle aşağıya iniyordu. Ben evin önndeki merdivenin altındaki küçük boşluğa saklandım,arkadaşım aşağıya abdesthaneye saklanmıştı. Abdesthane beş tuvalet bir de köşede küçük hamam denilen aslında bildiğin banyo olan bölmelerden oluşuyordu. Karanlık bizi saklıyordu. Bütün çocuklar sokağı avcunun içi gibi bilirdi. Saklanacak yerleri, oynanacak yerleri.
Bulunmak, bulma işine konu olmak ,bir yerde, durumun içinde olmak. Yine nesnesi olmayan bir eylemlilik hali.
Arayan arkadaşımızın bizi bulması mümkündü ama baya uğraşacaktı. Bir ara nefesimi tutuyordum, sanki nefesimi duyacaktı birileri. İmam evinin avluya bakan tarafındaki odalarından birinde yanan ışıkla avlu aydınlanmıştı. Duyduğum bir ayak sesiyle nefesimi tutmayı bıraktım. Merdivenin altından elinde bir maşrapayla abdesthaneye inen yürüyüşünden yaşlı birisi olduğunu anladığım, üzerinde cübbe ve başında sarıkla yüzünü göremediğim birisinin indiğini gördüm. Arkadaşım aşağıda nereye saklanmıştı? Işık sönmüş avluya karanlık, içime bir korku çökmüştü.
Kimsenin bizi bulmaya geldiği yoktu. Aşağıya inen yaşlı adam çıkmamıştı. Arkadaşımdanda ses seda yoktu. İki büklüm beklemekten yorulmuştum. Etrafı izleyerek çıkmaya karar verdim. Dizlerimin ve ellerimin üzerinde merdivenden az ilerideki dut ağacına kadar emekleyerek gittim. Ağacın kalın gövdesini kendime siper edip derin derin solumaya başladım. Aklımda tek şey vardı arkadaşım niye dışarı çıkmıyordu.
Kaybolmak, yitmek nesne sürekliliğinin bulunulan mekandan zamandan azade olması.
Tüm cesaretimi topladım. On yaşındaki bir çocuk olarak yaşıtlarıma göre biraz çelimsiz olan bacaklarımla, abdesthaneye inen merdivenin başına gittim. Yüreğim ağzımda kısık bir sesle Vedat dedim. Hiç bir ses yoktu. Arada hafif rüzgardan hışırdayan ağaç yapraklarından başka. Vedat hadi çıkalım, bulamıyorlar bizi. Hiç bir ses gelmiyordu hala. Karanlık o kadar koyu duruyorduki aşağıda, gökyüzüne bakıp tekrar abdesthaneye aşağıya doğru bakınca karanlığın içinde küçük halkalar oluşuyordu. Ağlamaklı bir korku boğazıma oturmuştu. Vedat ses vermiyordu. İmam evinin avluya bakan odalarından birinin ışığı tekrar yandı avlu ve abdesthanenin merdiveni yeniden aydınlandı. Etrafıma baktım kimse yoktu. Aşağıya inmeye karar verdim. Yaşlı adam çıkarsa karşıma kaçacaktım yukarıya. Her basamakta yüreğim daha hızlı atmaya başladı. Sanki ağzımdan dışarı çıkacaktı. Aşağıya indiğimde bütün tuvaletlerin ve banyonun kapısı açıktı. Aşağıda kimsecikler yoktu. Vedat, Vedat nerdesin çıkalım hadi.
Oyun bitmişti. Başladığımız yere gittiğimde, tüm çocuklar Vedatta dahil çıkmışlardı. Vedat gülüyordu. Nerdeydin len, seni arıyorum? Banyoyla yanındaki tuvaletin az köşesinde yukarı çıkan bir pencere var oradan yola çıktım. Sende gelmedin. Mesut hepimizi söbeledi niye çıktın ki sen? Belki bulamazdı seni.
Bilinmiyordu böyle çocukluklar, o yüzden bulunmuyordu artık sokaklarında gezdiğim şehrimin yitik duyguları.
Bilinmek,bulunmak,kaybolmak hepside bir saklambaç oyunuymuş bu hayatta. Ve ruhun gemisi tüm duyguları yaşaşmam için beni yeni limanlara taşımaya devam ediyor.
( Ataş )