ESD (Evladım Sana Diyorum) Okuma Grubu vesilesiyle okudum bu kitabı.
Kitap iki bölümden oluşuyor; birinci bölümde sorunlar, ikinci bölümde ise çözümler yer alıyor.
Çocukların artık ebeveynleri ebeveyn olarak görmedikleri, onların yerine akranlarını ‘yeni ebeveynleri’ olarak kabul ettiklerini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor yazar. Ebeveynlerin çocukların sevgisini kazanmaya odaklandıklarını ve bu nedenle hata yaptıklarını, asıl önemli olanın ebeveyn sorumluluklarını yerine getirmek, çocukların tutkularını keşfetmelerine yardımcı olmak, çocuklara kültürü öğretmek olduğunu sık sık hatırlatıyor. Amerikalı çocukların obezite sayısında ve ilaç kullanımlarındaki artışı ve akademik başarıda neden geri kaldıklarını ve çocukların ebeveyn tutumları yüzünden gittikçe kırılganlaştıklarını anlatıyor. Buna dur diyebilmek için, çocuklarımızın hayatlarından yaşam doyumu sağlamaları için en önemli şeyin onlara sorumluluk bilincini kazandırmak olduğunu söylüyor. Sağlıklı bir aile yapısı oluşturmak için aslında bildiğimiz ama bu kitapta bir kez daha bize hatırlatılan bazı ebeveyn-çocuk aktiviteleri: doğa ile iç içe olma, gökyüzünü izlemek, yıldızları seyretmek, çimlere sırtüstü uzanıp bulutları izleyip şekillerini yorumlamak, beraber huzurlu bir pazar geçirmek, ev işi yapmak…
Aklımda kalan en çarpıcı şey ise, ebeveynlerin otoritesinin kaybolduğunu gösteren ilk işaretin yemek seçimlerini çocuğa bırakmak olduğuydu. Kısacası yazar, ebeveyn olmanın arkadaş olmaktan farklı şeyler olduğunun ve çocuklarımıza arkadaş gibi davranmamamız gerektiğinin önemini kitap boyunca hep vurgulamış.
Zaten bildiğim şeyleri bu kitap sayesinde bir kez daha tekrar etmiş oldum. Ebeveynliğin Çöküşü