Yabancıların birbirini kötü düşlerden uyandırabileceğinden bahsederken, “Bu kadarını yapabiliriz birbirimiz için, değil mi?” diye sormuştu. Evet, en azından bu kadarını yapabilmeliydik. Aynı dünyadan ve zamandan geçtiğimiz için, bu hususta kendimizi borçlu bile hissetmeliydik. Güzel düşlere yatıramasak da birbirimizi, hiç değilse kâbuslardan uyandırabilmeliydik.

Ama biz insanlar, birbirimize sandığımızdan fazla benziyorduk galiba. Genellikle görünmeye çalıştığımızdan daha mutsuz oluyor, çabucak bozulan bir küçük makine gibi ha bire hata veriyor, azıcık toparlandıktan sonra da savruluşlarımızın adına insanlık hali diyorduk.