·288 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Şubat 2024 17:08 Bazen hayat maratonundan yorulur ve bir köşede durup sadece soluklanmak istediğiniz zamanlar olur ya, tam da böyle bir zaman da sanki bütün hayatın yükünü sırtlanmışım ve eziliyormuşum gibi hissettiğim bir zamanda bu kitabı kitapçıda buldum. Bu kitaba izin vermenin kitabı diyorum.
Her şey Youngju'nun yıllardır hayal ettiği ve uğruna gençlik yıllarını harcadığı yaşama sonunda ulaşması ile başlıyor. Mükemmele yakın bir eş, iyi bir üniversite diploması ve saygın bir kariyer...
Bütün bunlara rağmen karakterimiz düzenin akışına kapılmış hayatının rastgele bir gününde artık mutlu olmadığına karar veriyor ve boşluğa düşüyor. Ne uğruna çabaladığı kariyeri ne de yıllardır evli olduğu partneri içinde bulunduğu boşluğu doldurabiliyor. Hal böyle olunca Youngju zor da olsa her şeyi bırakıyor. Dinlenmek için kendine çocukluğundan beri hayalini kurduğu küçük bir mahalle kitabevi açıyor. Hikayenin başında verilen bu karar sebebiyle Youngju'nun silikleşen hayatını ve bu sakinlik içinde kayboluşunu okuyoruz.
Youngju ile birlikte kitabevi çalışanı Minjun, düzenli ziyaret eden müşterilerinden bazıları ve akışın içinde süzülen bir yazarın buluşmasını okuyoruz. Birbirinden farklı altı karakterden kendi silikleşen hayatlarını ve kayboluşlarını okuyoruz. Hepsinin ortak noktası da Hyunam-Dong Kitabevinin hayatlarına getirmiş olduğu huzur.
Silikleşmek kelimesini kullanıyorum çünkü herkes hayatında belli zaman dilimlerinde boşluğa düşüyor ve uğruna çabaladığı her şeyin anlamını yitirebildiğini veya çabalamak istediği şeyin bu olmadığını fark ediyor. Bu zamanlar her yaş diliminde insanı sarsabiliyor. Kimisi 10 kimisi 35 kimisi 60 yaşında karşılıyor bu hissi. Hayatın alışılagelmiş akışı bazen acımasız olabiliyor. Burada da insanın devam etmesi için belli başlı etkenler baş gösteriyor. Kendine bu toplumda yer bulmak. Kendini onun için uygun görülen yere uydurmak bazen ağır gelebiliyor. Böyle zamanlar da yapabileceğimiz tek şeyin sana uygun görülen benliğin silikleşmesine izin vermek olduğunu okudum ben Hyunam-Dong Kitabevinde.
Bu tarz yaşamdan kesitler kitaplarında daha çok sert gerçekçiliği sevsem de bu kitap içimi ısıttı. Kısacık çok güzel kaybolmuş insanların en büyük huzurlarına aslında bir karar uzakta olduklarını tekrar tekrar okudum. Kendilerini kapattıkları karanlık mağaralardan çıkmak için bir küçük adım atmak gerektiğini.
Bana çok iyi geldi. Benim de kendi kayboluşumla yüzleştiğim bir dönemde, 288 sayfanın bile hayatımda bir etkisi olabileceğini gördüm bir hafta boyunca yavaş yavaş tadını çıkararak okudum. Bazen gerçekten bırakmak için kendimize izin vermemiz gerekir.
Okuduğum unutulmaz kitaplardan biriydi diyemem ama uzun süredir aradığım huzuru kısacık bir kitapta buldum.
Herkese iyi okumalar.