Zaman ve aşkın Sonsuz savaşı
Aşka yapılan her yolculuk gibi, geçmişe doğru olanı da bence mucizenin ta kendisi... Diyor yazarımız kitaba başlarken. Ozaman aşkla beraber geçmişe bir yolculuk yapma heyecanı ile okumaya başlamak harika olacak diyip bir başladım , bir baktım kitap bitmiş...
Kapılar ardında büyük acılar yaşanırken , insanların gözlerinin önüne hep ihtişamlı bir mükemmeliyetle serilen saray yaşantılarını anımsatan bir Madalyon!...
İşte bu sonsuz yolculuğumuzun ana kaynağı madalyon ve bir defter. Bunlar Hazan'a , akıl hastanesinde vefat eden Teyzesinden kalan eşyalardı. Yoksa teyzesinin akıl hastanesinde kalmasının ve kurtulamamasının sebebi de bu madalyonmuydu! Madolyon gerçeği ile aynı sonsuzluk ta kaybolacağını bilebilseydi merakına yenik düşmeden bundan kurtulabilir miydi ki!? Ne var ki çocukluğundan beri önüne geçilmez bu merak duygusu hep vardı.
Haza'nın bu deftere olan ilgisi ve madalyonun sırrının peşine düşme iç güdüsüyle,sayfalar arasında yaşanan her anı iliklerime kadar ürpertti ile eşlik ettim...
Ama ne var ki Hazan'ın aşkla ilgili hisleriyle, teyzesinin defterindeki cümlelere ve çizimlere bakılırsa madalyonla olan hisleri bire bir örtüşüyordu. Biri aşkın , biri de madalyonun acı verdiğine inanıyordu. Biri madalyonu yok etmek isterken, diğeri madalyon sayesinde aşkını diriltmek istiyordu... Şimdi teyzesinin kaldığı eski evi bulup ,bodrum katına inip madalyonun sırrını çözme zamanıydı. Lefkoşa sokaklarında Hazan ile birlikte evi arayıp bulduk, bodrum katına inmek için geceyi bekleyip korku içinde indikten sonra gelişen olaylarla zihnim arasında savaş vermeye başladım, kitabı elimden bıraktım ama Hazan kadar zihnimi saran merak ile kitabı tekrar elime aldım ve Hazan o madalyonu boynuna geçirdi...
Gerçeklerle , gerçek sanılan şeylerin bir birine karıştığı, bir gerçek hayatta buluyordu kendini ,bir geçmişin hayaletleri tarafından korunan hapishanesinde! Ama geçmişi değiştire bilmenin umuduyla vazgeçmeye hiç niyeti yoktu...
İnsan ruhunu parçalara bölen bir anıyı defalarca hem de tüm gerçekliği ile kaç kez yaşayıp da akıl bütünlüğünü koruya bilirdi ki?
Peki ya geçmişten alacağınız varsa ?
Hayat sarmalı ve oluşan akışın bir anını değiştirmiş olman belkide farkında olmadan daha kötüsünü seçmiş olacağının izahı olmalıydı. İki hayat arasında kalmış bir ruha dönüşmüştü artık Hazan... Geçmişe gidip sevdiği adam Mert'in ölümünü engellemişti. Ama başka ölümlere yol açacağını bilmeden. Şimdi birde Toprak vardı. Yıllarca ölümüne şahit olduğu sevdiği adamın acısını çekmişti. Şimdide madalyonla geçtiği ve akışını Merti kurtararak sebep olduğu yaşam da kocası olan Toprak... Şimdi Hazan hangi hayatı seçmeliydi? Acısı bir iken şimdi daha çok acıya ,vicdan muhasebelerine sahip olmuştu. Peki ya teyzenin geçmişi, akıl hastanesine kapatılacak kadar bilincinin yok oluşunun nedeni, ve madalyonun ona yaşattıkları nelerdi? Bunları öğrenmeden nasıl rahat edebilirdi ki.
Muazzam bir kurgu, zeka ve hayalgücü ile akıp giden sayfalar. Sorgulatan ,düşündüren,hayatı yeniden gözden geçirten bir okuma. Ne okudum ben böyle , iyiki okudum cümleleri havada uçuşuyor. Fadiğin hayran kaldığı bir kalem ve övecek kelime haznesinin tükendiği anlar...
Madalyonun bir yüzü ne kadar belirginse , diğer yüzü de okadar belirgindir aslında . Yaşam ve ölüm aynı şeyin iki yüzüydü. Yaşama dair dikkate alınması gereken farklı perspektifleri veya boyutları, olacakları veya olasılıkları tarif etmenin hesaplarının toplamı...
Mutlaka okumanızı isterim #fadiktavsiyesi Fezile OlkanlıSemra