Öyle bir kurgu okudum ki kitabın son sayfalarında boğazım düğümlendi. Derinlemesine etkileyen bu hikayeyi aslında gerçek hayatta yaşayanları düşününce yüreğim burkuldu.
Bir anne başka bir çocuğu evladı gibi sevip , benimseyebilir mi? Bir adam başka bir çocuğa babalık duygusunu yaşatabilir mi ? Bu dünyaya getirmek mi önemli , büyütmek mi , canı pahasına sahip çıkmak mı?
Anne babamızı kendimiz seçemeyiz ? Bazıları doğduğu gün şansız gözlerini açar bu dünyaya. #fücur da Ali 'nin hayatına konuk oluyoruz. Ali bize bu dünyanın adaletsizliğini de öğretiyor , acımasızlığını da... Anne babanın evlat için önemini, bu hayatta utanç verici gerçekleri ile de yüzleşmemizi sağlıyor.
Kemal ile Zeynep binbir zorluğa rağmen yuva kursalar da çocuk sahibi olamıyorlar. Polis olan Yasin Kemal'in arkadaşı ve ona bu konuda vesile olup bir nevi işi paraya döküp Celal 'in kızının gayrimeşru çocuğunu onlara satar. Ali artık sıcacık bir yuvanın içinde kıymetlileri olarak büyür , yetişir.
Kemal'in rahatsızlığı ve Zeynep' in trafik kazası sebebiyle onları ebedi yolculuğa uğurlanmış , bu dünyada yapayalnız kalmıştır. Babası olarak bildiği Kemal'den kendi hayatında gerçekleri öğrenmiştir .
Gerçek annesini ve babasını bulmaya adamış ve öğrendiği gerçekler karşında yaşadıklarını , başına neler geldiğini sizlerde derinden etkilenerek bu eser ile öğrenmiş olacaksınız.
Bazı kokular kıymetlidir, sizlere hep birilerini hatırlatır ki lavanta , tarçın, limon kolonyasının keskin kokusu #fücur da anlam bulmuş olarak karşımıza çıkıyor.
Yaşanılan acıların sesi olmuş , kız çocukların çaresizliğinin örneği olmuş bu eseri okumanızı tavsiye ediyorum.