184 syf.
·1 günde·3/10
Kafes isimli eser sonrası şişirilmiş bir övgü yine yanılmalarla boşa çıktı. Tamam, Kafes'teki kurgu, o korkutucu atmosfer, bilinmeyen sahneler, zihnimizde dönüp duran dehşet dalgaları, sanrılar gerçekten iyiydi. Aslında zayıftı ama ne biliyim yazar, Kafes adlı eserle hakikaten tuhaf bir korku- gerilim kitabı yazmıştı. Yani benim bugüne kadar okuduğum korku eserlerinden farklıydı fakat kalite numarası ile belirtecek olursam rakam zayıf olacaktı. Neyse...

İthaki yayınlarından çıkmış bu eser, iki gencin birbirleriyle tanışması ve bu birlikteliğe bir macera ismi vermek için göle balık tutmaya giderler. Göle genelde balık tutmak için giderler ama romanda gezmek için gidiyorlar. James'in amcasının kanosu ile çıktıkları seyahatte gezdikleri gölün haricinde başka bir göl daha bulurlar. İki meraklı ergen gözlerini bu göle dikerler tabii. İşte bu gölün dibinde mi yüzeyinde mi belli olmayan bir cisim görürler.:) Ve bu cismi araştırmak için planlar yaparlar. Bakalım bu planlar işe yarayacak mı?

Spoiler korkusu olmayacak bir yazıdan yola çıkarak bu eser de resmen yazar, hazır Kafes'le tanınmışken hemen kısa bir roman patlatayım, biraz daha kazanayım diye, bir fikir yaratmış galiba. Çok, hani ne desem, çok Anadolu tabiriyle vıttırıvızzık bir eser. Ey yazar! Kafes ayrı bu ayrı. Niye mi? Çünkü yazar kolaya kaçmış. Gelgitlerle, aynı sahnelerle sayfaları doldurmuş . Örneğin hep aynı yere takılı kalmış. Gölde macera devam ederken, hiç kasabada, köyde bir olayları anlatmıyor. Bir amca ile bile romana korku pompalayabilrdi. Ama o amcanın sadece verdiği kano geçiyor her yerde. Böyle basitlikle gidilirse çok kolay romanı yine yazar. Bu seferde Ormanın İçindeki Ev ile karşımıza çıkar. İki genç vardı, ormana girdi, bir ev gördü, korktular, ağaca tırmandılar, tekrar eve girdiler, çıktılar, sonra silahlarla girdiler gibisinden. Yani okunurken ne demek istediğimi anlayacaksınız. Kısacası hani o korku var ya o korku, işte o yoktu.

Son olarak eskiye bir hatırlatma olarak; Marslı, Trendeki Kız ve Kafes isimli eserlerin aynı zaman dliminde çıkmasıyla, bu savaştan tek Marslı galip çıktı. Müthişti! Trendeki Kız da basitti. Umarım Malerman Kafes'teki gücünü yeniden kazanır. Saygılar...