Gönderi

10/10
·184 syf.··
2024 5. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2024 13:36
“Bu kitabı, laik bir Cumhuriyet kadını olarak doğmama ve eğitim almama olanak sağlayan Mustafa Kemal Atatürk’e armağan ediyorum.” Üçlemenin son kitabı. Tipik Feyza Altun, ne ara okudum ne ara bitti anlamadım. Yine çok beğendim. Kitap yine önce öykülerden başlıyor ve öyküleri tespitler ve hukuki metinler takip ediyor. Feyza Hanım’ın kadınları bilinçlendirerek ve onlara yol göstererek elini taşın altına koymasını takdir ediyorum. Ayrıca halden anlıyor; Türkiye’deki her kadının aynı koşullarda olmadığının, bazı kadınların var olmak için bile başlı başına bir savaş içinde olduğunun farkında. Bu anlamda feminist geçinirken kendisi kadar şanslı olmadığı için haykırma olanakları kendisininki kadar geniş olmayan hemcinslerine “ugh, ezikler” diyen birtakım çok üst düzey (!) bazı insanlardan farklı bir çizgide. Bu yüzden okuduklarımıza “evet ya, bize geçti” diyebiliyoruz. Yanındaki kadının ağırlığını taşıyamayan ve kendine güvensizliğini çeşitli türlerde şiddetlerle dışa vuran bir sevgili, karısının iş hasebiyle ortaya çıkmış “yokluğunu” başka bir kadınla aldatarak doldurmaya çalışan bir koca, sırf klavyenin öteki tarafından kendisini gören yok diye haybeye ağzına geleni saydıran hayatsız ve nefret dolu insanımsılar, hayata bambaşka pencerelerden bakıp bambaşka kaderlere terk edilmiş ama finalde birbirine kocaman sarılmayı başarabilmiş iki farklı kadın… Öyküleri çok sevdim evet. Bu kitapta siber zorbalığa değinilmiş. Hatırladığım kadarıyla üçlemenin ilk iki kitabında bu konu yoktu. Siber zorbalık özellikle son senelerde, insanların içindeki kokuşmuşluğu ve kötülüğü klavye konforuyla kusabildikleri ve muhtemelen en çok tercih ettikleri zorbalık türü. Gerçek hayatın içindeki zorbalığı da anlamıyorum ama siber zorbalığı özellikle anlamıyorum. Sadece ekranda gördüğünüz bir insan, kimseye bir zararı yok, sırf sana antipatik geldi diye ağzından (daha doğrusu ellerinden) köpükler çıkara çıkara insanlara hakaretler küfürler ediyor, çoluğuna çocuğuna ailesine beddualar savuruyorsun. Ve evet, bunu yapanların bir kısmı henüz çocuk ve “çocuk zalimliği” derken kast ettikleri şeylerin biri de bu olurdu sanırım. Benim de hoşlanmadığım, antipatik bulduğum sosyal medya kullanıcıları var ve bununla ilgili çözüm basit: o insanı takip etmemek. Bir şekilde akışına düştüğünde de o insanı bir daha görmemeyi sağlayabiliyorsun. Nasıl bir hayatsız, nasıl bir kararmış ruh kimseye zararı olmayan insanlara bu kadar kötü sözler kullanır hayret ediyorum. Tabi siber zorbalık bundan ibaret değil. Somut olaylara indirgenmiş, insanların ruh sağlığını bozan ve hatta hayatlarından eden örnekler de var. Bu yüzden bu konuyla ilgili projeleri de kitapları da takdir ediyorum ve Feyza Hanım’ın da bu hususun altını çizmesini ve yol göstermesini beğendim. Diğer değinilen konu şiddet. Şiddetin türleri ve şiddet döngüsü. Bir tokatın da beş tekmenin de şiddet olduğu gerçeği. “Bir tokat attım ne var bunda,” veya “altı üstü iteklemiş, dövmemiş ya!” gibi akıllara zarar yorumları tek tek çürütüyor Feyza Hanım. Ve flört şiddetinden bahsediyor. Kadınları kontrol etmeye çalışan, kıskançlık adı altında üstünde iktidar kurmaya çalışan, zamanla onu aşağılamaya ve ona hakaret etmeye kadar götüren şiddetten. Yaşadığı şeyin ne olduğunu anlayamayan, bir dilemmanın içinde olan her kadının karşılaşmasını diliyorum bu kitapla. Sonra başarıdan bahsetmiş. Toplumumuzdaki insanların çoğunun başkalarının başarısızlığı, hatta başarısızlık ihtimaliyle nasıl tatmin olduğundan ve önümüze bakmamız, hiçbirini umursamamamız, kendi pusulamızdan sapmamamız gerektiğinden. Bu kısmı biraz kişisel gelişim gibi buldum ve kişisel gelişim kitaplarından yahut söylemlerinden hoşlanmamama rağmen söylediklerinde o kadar haklıydı ki kendi içimde bile itiraz edemedim. Ve ilk iki kitapta olduğu gibi cinsiyet rollerinden bahsetmiş. Bu kısımlarla ilgili dileyecek veya diyecek bir şeyim var mı bilmiyorum zira dünya değişene kadar muhtemelen hepimiz toprak olacağız. Yine de böyle kitaplar okumak, böyle yazarlar tanımak güzel. İnsan yalnız olmadığını hissediyor ve bazen bir kişiyi bile sizinle aynı yolda görünce mutlu oluyorsunuz. Üçlemeyi okurken hissettiğim de buydu. Son olarak edinilmiş mallara katılma rejiminden, nafakadan ve hukuki süreçlerden-dilekçelerden bahsetmiş ve yol göstermiş. 10/10 kitaptı. Yazarın okumadığım sadece bir kitabı kaldı ve 2024 okunacaklar listemde beni bekliyor.
Kadının ErkiFeyza Altun · İnkılap Kitapevi · 2018371 okunma
·
55 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.