Özgür Balpınar || Dünyayı Sırtında Taşıyan Balık
Merhaba kitap dostlarım bugün uzun zamandır okuduğum en iyi kitabı sizinle paylaşmak için geldim.
2024 yılının benim için en güzel kitabıydı kesinlikle.
Geçen sene kitap fuarından almıştım ve bu kadar uzun süre okumamış olmam beni üzdü.
Tebriz'de sokak çocuğu olarak yaşayan Emir'i ve kalbine dokunduğu, hayatını değiştirmek için vesile olduğu onlarca insanın hikayesini okuyoruz.
İran - Irak savaşı olduğu sırada Emir ve sokaktaki diğer arkadaşlarının yaşam mücadelesi aslında.
Emir diğer çocuklardan oldukça farklı. Hayalleri, umutları en önemlisi yaşam sevinci olan bir çocuk. Diğer çocukların aksine merhamet duygusunu kaybetmemek, kötü bir insan olmamak için kendi içinde çok büyük savaşlar veriyor.
Yapmak istemediği şeyleri yaşama devam etmek için yapmak zorunda kalsa da hep başka bir çıkış kapısı arıyor.
Kendisi gibi sokakta yaşayan, kendinden yaşça büyük bir dostu var; Majid Ağa. Onunla sık sık sohbetler ediyor, bir sürü bilgi ediniyor ve onu çok seviyordu.
Emir bir gün sokaklarda gezinirken caddede bir dükkanın vitrininde, fanusta kırmızı bir balık görüyor. Deyim yerindeyse resmen ona aşık oluyor. Her gün gidip balıkla sohbet ediyor ve onu izliyor. Kırmızı balığı satın almak istesede çok pahalı olduğu için satın alamıyor ama en büyük hayali kırmızı balığına kavuşmak.
Çocuk grubunda zaten istenmediği ve kendide mutlu olmadığı için dövülerek kovuluyor. Hemen kendine para kazanmak için işler aramaya başlıyor ve buluyorda. Kırmızı balığı alacak parayı biriktirip koşa koşa dükkana gidiyor ve tam içeri girecekken arkadan bir ses geliyor.
" Askerler Emir'i yakalamaya çalışıyor ve yakalandığı zaman kendini savaşta bulacağını biliyor. "
Her ne kadar kaçsa da Emir yakalanıyor ve kendisi gibi daha reşit olmayan bir kamyon dolusu çocukla birlikte savaşa götürülüyor.
Savaş alanında muayene yapılırken Doktor Samet fark ediyor ki Emir'in kulakları duymuyor ve bu sebeple kendi yanına, yaralı çadırına alıyor Emir'i.
Emir zaman ilerledikçe Doktor Samet ile çok güzel bir bağ kuruyor.
Bir ay geçiyor ve Samet, Emir'e askeri kimlik çıkarıp, eline de bir tomar para vererek geri gönderiyor. Bu arada Samet, Emir'e artık kendi evladı olduğunu bundan sonra yalnız olmadığını söylüyor.
Emir'e şehirde kendisinin çok varlıklı ve merhametli bir dostunun olduğunu onun yanına gitmesi durumunda iş bulması için ve her türlü ihtiyacının giderilebilmesi için yardımcı olacağını ekliyor.
Emir şehre dönüyor, kendisini döverek yalnız bırakan arkadaşları da dahil tüm sokak çocuklarını da toplayıp babasının söylediği yere gidiyor.
Döndükten sonra Majid Ağa'yı bulamamış olmak onu çok üzerken birde görüyor ki babasının o dostu Majid Ağa.
Majid Ağa bunca zaman neden doğruları gizlemişti ?
Emir kırmızı balığına kavuşabildi mi ?