Puan vermedi·260 syf.····Okunma: 01 Mart 2024 23:45 Öncelikle kitabın çevirmenini eleştirerek incelememe başlayayım. Kitaba irade zayıflığımızın temel sebebinin, ilk olarak çabadan, sürekli çabadan dehşet duymamızla alakalı olduğunu okuyarak, daha sonra her sayfayı kafamdan onaylayarak devam ederken; yazarın yoğunlukla literatürden alıntı ve atıflarıyla okuyucuyu ikna etmeye çalıştığı kısma geldiğimizde çevirmenimizin -bir lise talebesini baz aldığımızda- idrakini oldukça zorlayacak şekilde bize metni sunduğunu görüyoruz. Şahsım bu tarz okumalara alışkın olduğu için şikayetçi değilim elbet, ancak yazarın hitap ettiği kitlenin bir kısmının işi zorlaşmış olabilir diye düşündüm.
Kitap esasında beş bölümden(kitaptan) oluşuyor:
I. Kitap/Girizgah kısmında irade zayıflığı ve sebepleriyle okuyucunun eksikliğinin farkına varması sağlanmış.
II. Kitap/İrade Psikolojisi kısmında fikirlerin ve duyguların iradedeki rolü ve hegemonya kurabilme potansiyeli üzerine yine literatüre dayalı bir sunum yapmış Payot. Faydasız arzuların, tembelliğin getirmiş olduğu yanlışları ustaca bir strateji ile ortadan kaldırılabileceği konusunda sağlam mesnetlere dayanarak ikna etmiş okuyucuyu.
III. Kitap/İçsel Araçlar kısmında kişinin yaşama amacını fark etmesi ve yaşadığı hayatta, heybesini en iyi şekilde doldurmaya yönelik yapacağı entelektüel çalışmaların önemi üzerine ve entelektüel gelişimin derin düşünmeyi öğrenmeyle -basitin basiti bir ifadeyle, bakmak değil görmekle-sağlanabileceğine dair tavsiyeler sunuyor. Ve bu çabanın gerekliliğini ise şu cümleyle özetliyor adeta: Yürünür, yürünür; günler birbirini izler ve insan varoluşunu daha berrak görmeye başladığında artık yaşlanmıştır.
Yazar, akıntıya kapılmadan bir hikaye inşa et diktesini veriyor okuyucusuna ısrarla. Derin düşünme sonuç bakımından bereketlidir diyor, boş hevesleri enerjik kararlara dönüştürür diyor, erteleme ve özgürleş diyor adeta!
Bu noktada bir de zaman mevhumu üzerinde duruyor; 'onu kendin için çalışmaya mecbur et; yoksa o dingin azmiyle senin aleyhine işler' sözüyle 24'ü, 48 et demek istiyor.
Aynı zamanda entelektüel çabanın az ama devamlı çalışma gerektirdiğini ifade ediyor. "Az her güne yeter, yeter ki her gün o az kazanılsın" alıntısıyla bunu destekliyor yazar. Bu varsayıma karşı çıkabilecek okuyucuya ise hemen şu kadim sözle cevap veriyor: Quispernit modica paulatim decidet / Küçük şeyleri küçümseyen yavaş yavaş yok olur..
Bu bölümde aynı zamanda odaklanma, fiziksel tembellik ve çözümleri, egzersiz ve beslenme, uyku ve dinlenme tavsiyeleri de veriyor yazar.
Bu bölüm benim en keyif alarak okuduğum bölümdü, hem geniş kapsamlı hem de iradenin harekete geçme merkezli uyarıldığı en önemli kısımdı bence.
IV. Kitap/Özel Derin Düşünmeler kısmındaysa savaşılacak düşmanlardan bahsetmekte Payot ki onlar; bulanık duygusallık, nefis düşkünlüğü, arkadaşlar, tembellerin safsataları olarak sınıflandırılarak anlatılmakta.
V. Kitap/Çevremizdeki Kaynaklar bölümünde ise eğitim sisteminin yanlışlarından ve eninde sonunda bu sistemin güncellenmesi gerektiğinden bahsediyor. İlköğretim ve yükseköğretimde kabul görülen doğruların aslında öğrenciyi köreltmekten başka bir işe yaramadığını yüzümüze vuruyor.
Sonuç olarak çok detaylı bir biçimde hazırlanmış bu eser; karakterin düzeltilebileceğini, iradenin eğitilebileceğini, benlik üzerinde yüksek düzeyde bir hâkimiyet kurulabileceğini anlatan bir başucu kitabı olma hakkını kazanıyor nezdimizde. O kadar faydalı detaylar var ki hangi birinden bahsedeyim. Bana kalırsa bu kitabı elinize alın ve ders çalışır gibi okuyun.
Arkadaşımın tavsiyesi üzerine ve tahlilini yapmak üzere bu kitabı okumaya başladım. 27 yaşındaki ben bu kadar etkileneceğimi düşünmezdim ancak herkese özellikle gençlere tavsiye edeceğim bir kitap oldu. Şiddetle, usanmadan ve sıkılmadan okumanızı tavsiye ediyorum gerçekten.
Buraya kadar incelememi okuyarak geldiğiniz ve sabrınız için de ayrıca teşekkür ediyorum :)