Yersiz ve yurtsuz, nereye ait olduğunu bilmeden yürümeliydi; bütün insanlar gibi. Düşününce, her taş yerli yerine oturuyordu.
Daha evvel niceleri aradı mesela, fakat kimse bulamadı dünyada yerini. Kesif (yoğun) bir hasretin sadrında (bağrında) herkes arada durdu; neyi aradığını bilmese bile aramaya mecburdu! Zira dünyada saadetler, güzel günler yarım kalır. Vuslatlar bile tam değil, yarım. Aramak zorunda insan; çünkü hayatın yarısı beklemek, öbür yarısı aramaktır.
Sayfa 117 - Timaş Yayınları, 1. Baskı, Ocak 2024·Kitabı okudu