Karadut kitabı Müjgan ve Vildan Tekin kardeşlerin emek kokan çalışmaları sonucu yazılmış bir kitap. Kitap bizlere Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Karadut şiirinin hikayesini anlatan bir dönem romanı. Bu dönem öyle bir dönem ki; bir yandan İkinci Dünya Savaşı’nın etkileri tüm dünyayı hem sosyal hem de ekonomik olarak etkilemiştir. Bir yandan da dönemin sanatçıları, şair ve yazarları eserlerini inşa ederken , içlerinden bazıları memurluk ya da başka işler yapmak zorunda kalmıştır . Bu arada kendimi bu çağa ait hissetmeyen biri olarak kitapta dönemin şair, yazar ya da sanatçılarını okudukça ,kitabı adeta okumadım da yaşadım sanki. Kendimi o kadar kaptırmışım ki , kitabın sonunda göz yaşlarıma hakim olamadım.
“Karadut”şiiri, ardında enkazlar bırakan yasak aşkın sonucunda yazılmış bir şiirdir. Bedri Rahmi Eyüboğlu bu şiiri Çatal Karam, Kara Dutum diye hitap ettiği; kara kaşlı ,kara gözlü ,ruhu çoşkun ve cesaretli kadın Mari Gerekmezyan’a yazmış. Üstelik o dönemde Bedri Rahmi kendisi gibi ressam ve bu alanda da başarılı Eren Eyüboğlu ile evlidir ve Mehmet adındaki oğulları henüz çok küçüktür. Bir yanda herkese “yaşama sebebim” , “nefesim” dediği ; Bedri’nin uğruna ülkesini bırakıp ailesini karşısına alan ve ismi Ernestine iken değiştiren Eren Hanım; bir yanda ondan vazgeçse resim çizemez, şiir yazamaz hale gelecek olduğu kadın, Mari … İki kadının arasında sıkışıp kalmıştır Bedri Rahmi. Öyle ki; Mari’nin rüyasında gördüğü yılan bazen vicdan olup bazen de Mari öldükten özlem olup dolanacaktır boynuna.
Mari Gerekmezyan ,İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde heyeltıraş bölümünden misafir öğrencidir. Ünlü ressam, yazar ve şair Bedri Rahmi Eyüpoğlu ise akademide resim bölümünde asistan hocadır. Mari ile Bedri Rahmi burada tanışırlar. Bu iki insanın aşkı ; Bedri’nin resimlerine ve şiirlerine , Mari’nin ise heykellerine ruh üfleyip her ikisinin de damarlarına kan olacaktı.
Yasak aşkın sırdaşı başlarda sadece Fikret Adil’dir. Zamanla Eren Hanım,Bedri Rahmi’deki değişikliği resimlerindeki renklerin farklılığından bile farkeder. Bir şeyler hisseder ama konduramaz sevdiği adama. Sonunda cümle âlem gibi Eren Hanım ‘da öğrenecektir gerçekleri. Gitmeyi defalarca düşünse de susarak bekler sevidiğini. Bu imkansız ama herkese rağmen tutkuyla devam eden aşk ; Bedri ‘ye susuzluğunu giderir gibi Mari’nin resimlerini çizdirir. Ermeni asıllı Mari ‘yi ise ailesi reddeder , bulundukları cemiyet afaroz edercesine dışlar ama onun da her şeye rağmen bir hayali vardır: Bedri’nin heykelini yani büstünü yapmadan nur içinde yatmayacaktır. Heykeli yapar yapamasına da apansız bir hastalık olan veremin pençesine yenik düşer. Yaşaması için gerekli olan ilacı ,Bedri Rahmi bazı resimlerini -hatta eşi Eren Hanım bile- değerinden ucuza fiyata satarak temin eder. Fakat artık çok geçtir ve Mari Gerekmezyan hayata gözlerini yumar. KaradutVildan Tekin