7/10
·318 syf.··
2024 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2024 03:33
"Geçirdiği tüm başkalaşımlara karşın hep kendisi olarak kalan, tüm çalkantıları içinde hiç değişmeyen şu İran ne şaşırtıcı bir memleketti!" İncelememe başlamadan önce kitap üzerinden ana temanın şekillendirildiği ve Ömer Hayyam'ın gözlerini açtığı o şahsına münhasır diyardan yani İran'dan bahsetmek istiyorum. Kuşkusuz cihanda birçok devlet, birçok imparatorluk kuruldu ve yıkıldı ama aralarında biri var ki( İran ) geçen her döneme,yaşanan tüm zorluklara ve oluşturan bütün oyunlara karşı sürekli ayakta kalmaya çalıştı ve çoğunlukla da bunu başardı.Kökleri çok eskiye dayanan ve katı kurallarıyla nam salmış olan bu diyar; kaleminden Ömer hayyam'ı, kininden Hasan Sabbah'ı, dimağından Nizâmülmülk'ü çıkardı.Tarih,edebiyat,bilim gibi dallarda isimlerinden söz ettiren bu önemli şahsiyetler mücadelelerini tarih sahnesinde gösterecektiler.Çoğu kaynağa göre aynı okulda okuyan (ki bunun da çok fazla gerçeği yansıttığını söyleyemeyiz çünkü Nizâmülmülk'ün Ômer Hayyam'dan 30 yaş kadar büyük olduğu söylenir.) bu önemli tarihi şahsiyetlerin yolları Melikşah'ın sarayında kesişecektir. Bu kesişmeyi anlatan en iyi kitaplardan biri; Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalof'un , Semerkantı... Tarihi kişilerin ve mekanların varlığını edebi kurguyla harmanlayarak okuyucuya sunan yazar, Hayyam'ın Semerkand'a gelişi ile Titanik gemisinin batması arasında geçen zamanda Rubailer kitabının geçirdiği merhaleyi anlatır.Kitap oldukça etkileyici bir dille yazılmış olup akıcı bir anlatım da sunmaktadır.Betimleme sanatıyla, oluşturduğu dünyaya okurları çekmek gayesinde bulunan yazar Rubailerden kesitlerle de kitaba güzel bir ahenk katmıştır.Kitabın muhtevasını tahlil edecek olur isem iki başlık altında incelemenin daha doğru olacağı kanısındayım.İlk kısım oldukça fazla tarihi mekan, kişi ve olay barındırıyor.İkinci kısım ise daha çok kitabın anlatıcısı olan ve Titanik gemisinin batması sonucu eşiyle birlikte gemiden ayrılan Benjamin Omar'ın yaşadıklarını anlatıyor.Belirttiğim iki kısım birbirinden çok kopuk olmamakla birlikte pek bağlantılı da değil.Kitabın bana göre noksan olan kısımlarından bir tanesi. Kitap, Rubaileri yazarken Ömer Hayyam'ın, geçirdiği duygu sürecini ve İran'ın mevcut dönemde bu duygu sürecine etkisini açıklamaktadır.İlk kısımda İran'daki baskıcı ve bağnaz zihniyetten bahsedilirken ikinci kısımda daha çok (Omarın anlatıldığı kısım) bu baskıcı zihniyete oluşturulan tepki ve tepkiye zemin hazırlayan etmenler okura yansıtılır. Çok fazla spoiler olmaması açısında tafsilatına pek girmeyeceğim lakin güncel hayatta da karşımıza çıkan bir olayın(öldürülen Amini), bu kitaptan da yola çıkarak geçmişte yaşanılan bir olaya benzerliğinden bahsedeceğim: İran'da bağımsızlık ve özgürlük düşünceleri her daim var olsa da vaveylaları tarihin belirli zamanlarında ortaya çıkmıştır.Bu zamanlardan birisi de kitabın ikinci kısmında bulunan Amerikalı gençlerin muhalif gruplara verdiği destektir.Tabii bu doğrudan yapılan bir destek değil. Sonuç ne peki: Hüsran.Her ne kadar baskıcı rejimde olsa kendi olarak kalabilen nadir ülkelerden biri.Umarım diğer devletlerin kendilerine benzetme politikalarının kurbanı olmazlar.Çünkü onlar batılıların medeniyet olarak gördüğü şeyleri zarardan başka bir şey olarak görmüyorlar. Her ne kadar kitap içeriğinden biraz uzaklaşsam da umarım düşüncelerimi aktarabilmişimdir.Keyifli okumalar.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202374,9bin okunma
·
202 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
👏🏻👏🏻
VB
Gönderi Sahibi
LİLYA 🙏🙏✨