Gönderi

Öğretmene aylık 6500 TL verilmesinden daha garip olan olayları anlatayım ben size: 6500 TL para mı, öğretmen bu fiyata çalışır mı diyor olabilirsiniz ama özel sektördeki öğretmenlerin birçoğu maalesef bu fiyata çalışıyor; hatta yeni başlayanların çoğu maaş almıyor. Ülkemizde branş bazında ciddi bir ayrışma var; eğer ki Tarih, Coğrafya, Rehberlik, Müzik, Edebiyat branşlarından herhangi birinde öğretmenseniz daha da düşüğünü teklif edebiliyorlar. Sanki bu yüzsüzlük yetmiyormuş gibi bir de sizden tonla istek var: Haftada 6 gün günde 9 saat çalışma, veli aramaları, öğrenci memnuniyeti, birebir çalışma, wp gruplarına akşam dâhil bakma, okula takım elbise( sanki verilen maaş yetecekmiş gibi) ile gelme, birebir veli görüşmesi, derse özel planlama, konuya özel etkinlik... maaş farz et ki asgari olsun, eskiden olan yılda 2 asgari zamı özel sektördeki öğretmenlerin %90'nına vurmaz. Genelde %10 iyileştirme yapılır, o da yapmak isterlerse. Geçen sene Haziran'da asgari ücret 8500 TL iken anlaşma imzalayan öğretmenler şu an asgari 17.000 olmasına rağmen aynı fiyattan devam ediyor. E sigortalı çalışanın asgari ücretin altında çalışmasi yasak, değil mi? Onu da aldığı ücreti elden iade yaparak tamamlıyorlar. Yani 17.000 asgari yatsa da, 8500'ü elden iade yapıyor. Neden elden? Çünkü iadeye kanıt olmaması için. Yeteri kadar içiniz karardı mı bilmiyorum ama devam edeyim. Sınava girmişsiniz, belki atanacaksınız belki de atanamayacaksınız. Belli değil. Çünkü kontenjan yok ortada. Diğer Kpss tarihi gelmiş, ama sizin branşınızdan kaç alım yapılacağı belli değil. Siz yıllarca eğitim görmüşsünüz, hakkınız olan meslegi artık yapmak istiyorsunuz; ancak başlamak o kadar kolay değil. Önce o lanet 3 tane sınava giriyorsunuz. Gk-Gy, Eğitim Bilimleri, Öğretmen Alan Bilgisi. Bunlara en az bir yıl söve söve çalışıyorsunuz, çünkü neden sövmeyesiniz? Matematikçi otoyolları bilmediği için başarılı olamıyor, Türkçeci işlem yapamadığı için, Tarihçi de paragraf çözemediği için. Bu sınava girdin, farz et ki başarılısın. Geri zekalıca bir bekleyiş süreci başlıyor. Bakın ben mesela hâlâ sonucum ne, atandım mı atanamadım mı bilmiyorum. Evde durup kafayı mı yiyeyim? Atandın mı diye her soru soranı camdan aşağı mı fırlatayım? Seninki de okudu da dışardı mı kaldı diyenleri deri kırbaçla kamçı mı atayım? Ne yapalım, mecbur bir yere işe giriyoruz. Bazılarımız şanslı, iyi insanlarla tanışıyor. Bazılarımız da bu öğretmenimize olduğu gibi bir grup hayvan sürüsüyle münasebete giriyor. Daha normal meslek içerisindeki olaylardan bahsetmiyorum bile, ki anlatsam kitap çıkar. Ancak dönüp baktığınızda özel kurumların da çok şansı yok. Özel kurumlar enflasyon farkını fiyatlara direkt yansıtamaz, çünkü talep olmaz. Siz geçen sene 80.000 TL'ye çocuğunuzu yolladığınız koleje bu sene 300.000 TL'ye tekrardan evladınızı yazdırır mısınız? Suçlu belli o zaman. Teşekkürler.
··
6 +1'leme
·
10,7bin Gösterim
19 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu satırları okurken içim parçalandı. Nedenini şöyle açıklamak istiyorum. Şu an, şu satırları yazdığım esnada Oslo da yazarlar derneğinin yıllık toplantısında bulunuyorum. Sabah açılış kısmında ki oturumda okul çağındaki çocukların neden daha fazla okumadığı tartışıldı ve varılan sonuçlardan biri de öğretmenlerin maaşların artırılmasıydı. "Öğretmeni mutlu olmayan okulun öğrencisi de, velisi de mutlu olmaz."
Hakan
Gönderi Sahibi
10 aydır susuyorum, anlatma derdini kimseye ağzını bozma kafasızın biri çıkar sinirlendiğine değmez diyorum da... çok dolmuşum.
Ben 5 bin liraya çalışıyordum bahsedilen mentorluk vb. durumlarda dahil. Şuan dünya bambaşka bir yere evrilirken Türkiye de bunu konuşmakta 'onların' ayıbı olsun. Öğretmenlik yapmak gibi bir hayalim bir isteğimde kalmadı. Meslek onuru ve şerefi için yapılırmış bunu dinledik önceki nesilden. Şimdi ne onur kaldı ortada ne başka bir kutsal.
Hocam o da bir şey mi? Ben 2022 yılında devlet okulunda ücretli öğretmenlik yaptım. Kadrolu öğretmen arkadaşlarım 7.500, 8.000 tl alırken ben sadece 2000 lira alıyordum üstelik sigortam 14 gün yatıyordu. Verilen emeğe bakıyordum kadroları var diye öğrencilerini savsaklayan mı dersiniz kör noktalara çekip tekme tokat döven mi dersiniz. Ne derseniz deyin ama benimle alay edenler çok oldu değmez bunlara diyerek. Belki haklılardı ama unuttukları bir şey vardı. Öğretmenlik gönül işiydi. Kalbinden gelmiyorsa para için yaparsan asla gelecek nesilden şikayetlenmemen gerekir.