2022, Anna Politkovskaya senem olmuştu. Tekrar sahalara dönmek ve Putin’in ülkesi Rusya’yla ilgili okumalarıma devam etmek istedim. Bu kez Amerikalı bir gazetecinin kaleminden okudum ve burada Anna’nınkilere nazaran eksik olan tek duygunun insanın “kendi” memleketine duyduğu o keskin üzüntü olduğunu hissettim. Garrels’ı noksan bulmak mıdır bu? Elbette hayır. Zaten abes ve anlamsız olurdu, neticede araştırmacı gazeteci. Bahsettiğim aslında bambaşka bir şey. Bu sadece ne olduğunu bildiğim bir his. Hiç kimse ülkenize sizin üzüldüğünüz boyutta üzülemez. Çünkü herkes finalde kendi evine döner. Ama ülkeniz sizin evinizdir, sizin finalde gideceğiniz başka bir toprak yoktur; gitseniz bile eğer Anna’nınki gibi bir kalbiniz varsa, bu vicdanen sizin adınıza bir çözüm değildir. Kısacası evet, coğrafya elem verici bir şekilde kaderdir, bilhassa oranın kaderini belirleme yetkinliğiniz çoktan sindirilip zımnen elinizden alındıysa. Anna da araştırmacı gazeteciydi, okurken sayfalardaki gizli gözyaşlarını görebiliyordunuz; çünkü ellerinden alınan her şeyi o da biliyordu Anne gibi, ama ellerinden alınanlar onun kendi insanlarıydı.
Araştırmacı gazeteci Anne Garrels, Rusya’yı farklı dönemleri ve yönleriyle inceliyor. Bir Japon’a veya İngiliz’e ağır gelebilir bu kitap fakat bize birkaç konu hariç ağır geleceğini düşünmüyorum.
Dünyanın en büyük ülkesi Rusya. Moskova’dan veya Sankt Peterburg’dan ibaret görmek büyük bir hata olacaktır ki herhangi bir Rus’la tanıştığınızda bunu size zaten söyleyecektir. İnsanların çoğu (doğal olarak, kocaman ülke) Moskova’dan farklı yerlerde yaşıyorlar ve yaşam koşulları başkentinkinden farklı. Rusya’da yüzölçümüne göre insan sayısı az. Şu anda dahi doğum oranı az, insanlar çocuk yapmak istemiyorlar, “biz ne gördük ki çocuğumuz ne görecek” zihniyeti. (Sığınmacı geldiği ülkede on tane çocuk yapanlarla kıyasladığında takdir etmemek elbette mümkün değil.) Putin bu sene dahil dönem dönem toplumu çocuk sahibi olmaya teşvik ediyor ama sonuçlar ne derece tatmin edici müphem. Sosyolojik açıdan bakacak olursak Rusların özellikle kitapta bahsi geçen dönemlerde (ve bugün de çeşitli sebeplerden) çocuk sahibi olmak istememelerinin pek çok sebebi olabilir. Ekonomik sebepler, siyasi olarak sindirilmişliğin getirdiği depresif ruh hali, çocuğun geleceğine duyulan güvensizlik, yaşanılan yere bağlı olarak hissedilmesi mümkün nükleer çekinceler. Neticede Rusya tarihinde ve hatta edebiyatında da sık sık gördüğümüz şey fakirlik değil mi?
Refah içindeki insanların anlayamayacağı bir dünyadan bahsediliyor burada: Eritilmiş muhalefet, paranın gittikçe değersizleşerek pul olması, her şeye dayanmaya çalışan ve sessizce bekleyen edilgen bir halk, susturulan ve susmak zorunda olan bir basın, bağlantılar/adam kayırma, yolsuzluğun had safhaya ulaşması, yandaş olmanın dayanılmaz hafifliği, yerel halk yaşam mücadelesi verirken mültecilere sağlanan bol destek ve konaklama imkanları, sağlık hizmetlerindeki yetersizlik, insanların ölüme terk edilmeleri, sadece sözde kalan yasalar, ülkeden umudu kesip terk etmek isteyen gençler, iyi bir şey yaşanma ihtimalinden beklentisini kesen Rus kaderciliği, hileyle kazanılan seçimler, en ufak bir muhalefetin sesini kesme çabaları, hükümet yüzünden cehennemi yaşayan vatanseverler, yüksek devlet görevlilerinin akrabalarına verilen ihaleler, yetkililerin suçlarını kapatmakla görevli kimi temsilciler, otosansür uygulamak zorunda olan bitap düşmüş bir yargı, yetkililere destek göstermeyenin ayıklanması, eleştiri kabul etmeyen bir başkan, suya sabuna dokunmadan yorum yapıp korunmaya çalışan insanlar, rüşvet, çalınacağından emin olduğu için kendi köyüne bile bağış yapamayan köylü, yüreği tükenip sesini kısmış bir toplum… Anlattıkları bunlar Anne Garrels’ın kitabında.
İnceleme yaparken benim de yüreğim tükendiği için burada bırakıyorum.
Her şey çok acıtıcıydı ama belki en çok ordudaki şiddeti (Anna Politkovskaya da kitaplarında bundan bahseder) ve nükleer etkinin neticelerini okurken içim sızladı. Şöyle düşündüm: Dünyanın refah seviyesi yüksek bir yerinde doğmuş bir insan hak ettiği güzel hayatı yaşarken, neden başka yerinde doğmuş bir insan, sırf orada doğduğu için acı içinde yaşamak ve yaşamaktansa ölümü yeğleyecek raddeye gelmek zorunda? Yazarın da söylediği gibi:
#235553140
Son olarak;
#235584658
Putin ÜlkesiAnne Garrels · Doğan Kitap · 201922 okunma