Puan vermedi·108 syf.····Okunma: 21 Ağustos 2017 00:12 Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’dan sonra yayımladığı ikinci romanıdır. Her iki romanın da başkahramanları arasında benzerlikler göze çarpar. Aylak Adam’ın kahramanı C. ve Anayurt Oteli’nin kahramanı Zebercet toplumdan kopmuş yalnız kişilerdir. Her ikisi de bu yalnızlığın çözümünü bir kadınla iletişim kurabilmede görür. Ancak bu ikisi arasında şöyle bir fark vardır: “Aylak Adam C. başkalarını hor gördüğü için, Zebercet ise başkaları tarafından hor görüldüğü için kaçar onlardan.” (Moran Berna, Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 2, sf. 298)
Zebercet’ten bahsetmeden önce romanda kimlik kazanmış bir başka karakterden söz etmek istiyorum: otel. Anayurt Oteli, doğumundan itibaren Zebercet’in sığındığı güvenli bir yuvadır. Psikanalitik terimlerle ifade edecek olursak; otel, Zebercet için ana rahminin simgesidir. Anayurt Oteli başta Keçecizadelerin konağıdır. Daha sonra birbirini tanımayan insanların konakladığı bir otele dönüşmüştür. En sonunda da Zebercet’in “Kapalı” levhasını asmasıyla otel olmaktan da çıkmış ve iletişimsizliğin, dış dünyaya kapalılığın bir simgesi halini almıştır.
Zebercet çocukluk yıllarında arkadaşları tarafından, askerlik yıllarında komutanları tarafından ve gençlik yıllarında da kadınlar tarafından hor görülüp aşağılandığından kendini hiçbir yere ait hissedemez. Hatta ismi bile kendisinin hor görülüp aşağılanmasına sebep olur. Bu sebeple Zebercet dış dünyadan kendini soyutlamış ve insanlarla iletişimini en aza indirgemiştir. Böylece kendini dış dünyaya karşı korur.
Roman boyunca bıçaklanarak öldürülenlerin, adam öldürüp hapse girenlerin, çocuk boğanların hikayelerinden haberdar oluyoruz. Bu durumda romanın toplumsal bir yanı olduğunu da söyleyebiliriz. Yusuf Atılgan bu eserinde birey üzerinden toplum eleştirisi yapmıştır.
Roman 1986 yılında Ömer Kavur tarafından filme uyarlanmıştır. 1987 Altın Portakal’da “En İyi Film” ve “En İyi Yönetmen” ödüllerini alan “Anayurt Oteli”ni seyretmenizi tavsiye ederim.