·570 syf.····Okunma: 10 Mart 2024 15:06 Aurora De La Torre, hayatına yeni bir başlangıç yapmak için büyüdüğü kasabaya dönüyor. 14 yıldır süren ilişkisi kötü bir şekilde sonlanmış ve annesini kaybedene kadar yaşadığı bu yerde yönünü tekrar bulabileceğine inanıyor ve yollar onu Rhodes'a çıkarıyor.
Rhodes'un aile sevgisiyle büyüdüğü söylenemez ve kendisi de sevgisini ifade edebilen biri değil. Oğlunun ilk yıllarında yanında olamamış, şu an elinden geleni fazlasıyla yapmaya çalışan ve sevgisini bu şekilde gösteren bir karakter. Bu yüzden de kitabın başında Aurora'ya karşı şüpheli ve mesafeli davranıyor. Aurora'yı tanıdıkça ise buzlar eriyor. Aurora da başından geçen kötü olaylar silsilesine rağmen ayakta kalan, sıcakkanlı biri. Yavaş alevlenen aşklardaki kişilerin birbirlerini tanıma süreçlerini, kendilerini bulmalarını okumak beni çok rahatlatıyor. Duyguları okuyoruz ya ne güzel! Her şeyin paldır küldür olması bazen çok yoruyor.
---------
Bir iki rahatsız olduğum konu var: Aurora'nın Rhodes'un vücudunu dikizleyip durması, 15 yaşındaki oğlanın odasına pat diye girilip boxerla oturan çocuk rahatsız olunca bunun gülünç bulunması cinsiyetler yer değiştirse sapıklık denilecek olaylar. Yazarın bu açıdan hassasiyet gözetmediğini düşünüyorum.
Bir de tuvalet edebiyatı meselesi var. Sanki yazar kitaplarda atlanan doğal ihtiyaçlarla ilgili makaleleri okumuş ve sırf bu yüzden her fırsatta bunları eklemeyi zorunlu hissediyor. Ben komik bulmuyorum.
Bu paragraf spoiler içerir: Bir de donör meselesi var. Anladığım kadarıyla bir erkek kendinden olmayan biyolojik çocuğu kendi çocuğu gibi sahiplenebiliyor ama bir kadın bunu yapamıyor. Ya da sanki evlat edinilecek sayısız çocuk yok. Rhodes'un bir çocuğun hayatında olabileceğine inanırken evlenecek kadar vaktinin olamayacağına inanmasını anlamlandıramadım. Bu konunun beni çok rahatsız etmemesinin tek sebebi Billy ve Sophie'nin başka bir kıtada yaşıyor olmasıydı.