Öyle bir dönem ki , ne ıslak kaldırımları arşınlayan yüksek topuklu ayakkabıları var insanların ne de akşamın tüm kasvetli tarafını aydınlatan nurani ışıkları. Çaresizlik, kimsesizlik ve Sergüzeşt var karşımızda. Türk edebiyatında Romantizimden gerçekliğe ilk geçiş kitabı. (Yazarın, bedelini hapisle ödediği hayata dair düşüncelerinin meyvesi)
Küçük yaşta köle pazarlarında alınıp satılan nice minik çehrenin arasından sadece birini, Dilber'i konu edinen bu kitapta zamanın ruhuna uygun bir serüvende buluyorsunuz kendinizi. Sergüzeşt'in kelime anlamı da zaten serüven (macera) değil midir?
Gerçeği en az yaşanmışlık kadar iliklerinizde hissedeceğiniz bu okuma yolculuğunuzun sonuna geldiğinizde ''iyiki okumuşum'' diyebileceğiniz sayfa sayısı bakımından kısa ömürlü bir kitap. İyi okumalar dilerim.
Huzurla ol Samipaşazade Sezai , sen elinden geleni yaptın. Şimdiyi soracak olursan ki öyle bir hakkın olsaydı sana cevabım şu olurdu:
Çağımızda kölelik, çalar saatin o tiz ve ürkünç sesi altında kendine has hainliğini koruyarak devam ediyor. Korkunç olansa birçoklarının bunun farkında bile olmayışıdır kanımca.
Sevgi içimizde
Ben lisedeyken okudum bu kitabı ve gerçekten etkilenmiştim. Öyle ki hala hatırımda. Sonunda kendini Nil nehrine atması beni çok üzmüştü. Kölelerin tek kurtuluşunun ölüm olduğunu düşünmesi, insanların böyle düşünmesi gerçekten kötü