·311 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Mart 2024 00:00 Daha ilk paragraftan başlayıp kitap boyu devam eden, şaşakaldığım dilbilgisi yanlışları ile dolu bir roman!
("Ama" bağlacınının kimi yerde soluna, kimi yerde sağına gelecek şekilde virgül konulması, çok az yerde ise virgül kullanılmaması; "özel isimlerin yanına gelen eklerin birçok yerde kesme işareti kullanılmadan yazılması...)
Edebiyatta icat çıkaracağım diye elinden gelen çabayı esirgemeyen bir yazar!
(Yazar "ama" ve "ve" bağlaçlarını gereğinden fazla kullanarak cümle yapılarının çok uzamasına sebebiyet vermiş, öyle ki bir paragraf sadece bir cümle olarak tam 13 sayfa sürmüş...)
Bütün bu olumsuzluklar eşliğinde okumamı sürdürürken nasıl olur da bu roman Avrupa Keşif Ödülü'ne (Prix de la découvte Européenne, 1991) değer görülmüş olabilir diye şaşkınlık duyuyordum.
Genelde, yaptığım okumalarda kitaba peşinen 10 üzerinden 10 puan vererek başlarım, ilerleyen sayfalarda kitap benim için gerçek değerini bulur ve finalde hakettiği puanı alır benden. Hiçbir zaman da çok büyük sürprizler çıkmamıştır karşıma. Bu kitabı okumaya ise direkt 5'in altında bir hissiyatla başladım; 3 mü olur, 4 müdür hakettiği puan diye düşünerek yarıyı geçmiş bulundum.
Bu âna kadar bahsettiğim ve yazar adına kabullenemediğim olumsuzlukların yanında, baştan beri farkında olduğum ve beni sarmalayıp romandan kopmamamı sağlayan sağlam bir kurgu tekniği kullanmıştı yazar. Kitabın üçte ikisi geride kaldığında ben artık tamamen olayın geçtiği Cennethisar'da, roman kahramanlarının arasındaydım. Her satır büyük bir merak ve heyecan uyandırıyordu. Roman bittiğinde okuyucunun kafasında kurgu devam ediyor, bu da romanın değerini artırıyor.
Beğenimi tam puan ile taçlandırmasam da, başlangıçta geçer notun altında kalan bir kaliteyi, üst düzey bir yetenek çabası sonrası yazar benden 8 puan koparmayı başardı...
Başta sözünü ettiğim olumsuz ayrıntılara takılmazsanız kesinlikle okunmayı hakeden bir romanla karşı karşıya olduğunuzu bilmenizi isterim!