1944 yılında Fas’ın Cedide şehrinde doğdu. Çocukluğu II. Dünya Savaşı sonrasında, İslam coğrafyasında ve tüm dünyada meydana gelen sömürge karşıtı hareketlerin doğduğu yıllarda geçti. Taha Abdurrahman’ın babası, İslami ilimler eğitimi veren bir hocaydı. Bu dönemde Fransız sömürgesi olan Fas’ta Fransız idaresi geleneksel eğitim üzerindeki baskıyı artırınca Taha Abdurrahman’ın eğitimi yarıda kaldı. Bu gelişmeden sonra, doğduğu şehir olan Cedide’de ilkokula ve ortaokula devam etti; bir yandan da babasından İslami ilimler ve hafızlık eğitimi aldı. Fas, 1956 yılında Fransa’dan bağımsızlığını elde ettikten bir yıl sonra kurulan V. Muhammed Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü’nü bitirdikten sonra, Fransa’daki Oxford ve ünlü Sorbonne Üniversitesi’nde dil felsefesi ve mantık başta olmak üzere birçok farklı alanda eğitim aldı.
Taha Abdurrahman'ın fikri ve tasavvur açısından ne kadar değerli bir kişiliğe sahip olduğunu biliyorum. Ancak, moderniteye bakış açısı ve benim bakış açım biraz farklı, hatta tamamen farklı olabilir. Aslında kitabın 10 bölümünü buraya aktararak ve tahlilini etmek pek mümkün değil. Ben sadece modernite hakkında konuşmak istiyorum. Hepimiz, müslümanların ilkeleri ve İslama uygun bir yaşam biçimi benimsedikleri için, modern yaşamı tamamen bağımsız olarak kabul ediyorum. Yazarın bakış açısına göre, İslam modernizmi altında, ecnebilerden (batılılardan) farklı olduğumuzu düşünüyorum. Onlar kiliseye gidiyorsa biz camiye gideriz, onlar içki içiyorsa biz içmeyiz, oruç Taha Abdurrahman tutmuyorlarsa biz tutarız gibi. Ancak, yaşam tarzımız onlarınkine benzemeden, İslam modernist adı altında devam etmemiz gerektiğini söylemiştir. Bizim yolumuz ecnebilerin yolu değil; eğer aynı yoldan gitmiyorsak, neden onlara özenip benzeyelim ki?