·480 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Mart 2024 06:35 Kitabı beğendiğim ortada ama hâlen sindirmek konusunda zorlanıyorum. İnceleme yapmak için biraz beklemek daha doğru olurdu. Başlarda Martin hakkında yazarın zaman zaman fazlaca güzelleme yaptığını düşündüm. Ortalara doğru Martin'in aşırı inatçı, sabit fikirli yani farklı düşüncelere açık olmadığını düşünmeye başladım. Çoğu zaman insanların aptalca fikirleri ve cahillikleri ile mücadele etti. Yaşını göz önünde bulundurarak toyluğunun normal olduğuna kanaat getirdim ancak sandığı kadar bilge olmuş ve olgunluğa erişmiş bir insan olsaydı bu tarz bayağı tartışmalara girmez, girdiğinde bu kadar hiddetlenmez, daha soğukkanlı olur hatta kitabın sonlarında olduğu gibi dudaklarının kenarında alaycı bir gülümsemeyle umursamaz olurdu belki de. Yine de onu anlamaya çalışıyorum. Etrafındaki herkesten bilge olmak, asla anlaşılamamak, yeterince saygı görmemek ve kendi haricinde kimsenin kendisine inandığını görememek onu bu yola sevk etmiş olacak. Kitabın sonlarına doğru eriştiği olgunluğu, alt tabakanın yani ayaktakımının da az biraz, bazı yüce duygulara sahip olduğunu görmesi, bunu idrak etmesini sevdim. Ancak Martin'in bu farkındalığının beraberinde getirmiş olduğu derin buhran, daha doğrusu hissizlik hali ve yorgunluk kısmı da yüreğime dokundu.
Anlayamadığım bir diğer husus da canından hatta edebiyat ve yazma aşkından bile çok sevdiği, hayatının anlamı olan, biricik Ruth'unun ona bir anda yüz çevirmesine; en yakın arkadaşının ansızın intihar etmesine karşın bu kadar tepkisiz kalması. Elbette Martin kitabın sonlarına doğru hissizleşmişti ancak London'un, Martin'in bu hissizleşme hâlinin tahlilini tam o anda yapmaması ilginç geldi. Demek istediğim orada bir boşluk var gibiydi. Hissizleşme durumunu bizzat kendim yaşadığımdan ötürü biliyorum ki yavaş yavaş gerçekleşen bir hadise. Az biraz da olsa tepki göstermesini, üzüntü duymasını bekledim bu büyük olaylardan sonra.
Tahmin edilebilir bir sondu. Bu kadar eleştirdim ancak bunlar çok çok detay, belki de sadece benim gördüğüm şeyler. Kitabın anlatımı, kurgusu, olayların akışı, karakterler hepsi muazzam güzellikteydi. Ya da belki biz de sürü psikolojisiyle kitap bu kadar sevildi ve popüler oldu diye mi bu kadar beğeniyoruz? Tıpkı Martin'in yaşadığı gibi... Bilmiyorum, sindirmesi güç.
Kitabı vazgeçmiş Martin'in hissizliğinde okudum. Belki hevesli ve öğrenme aşkıyla yanıp tutuşan Martin olduğum bir dönemde okusam farklı duygular hisseder, kitap hakkındaki düşüncelerim farklı olurdu. Farklı bir zamanda tekrar buluşmak dileğiyle Martin.