·400 syf.····Okunma: 25 Mart 2024 23:49 Bilindik büyü sistemlerin dışında kalan anlatılar oldum olası beni çok etkilemiştir. Kafasında sivri şapkası ile asalı yaşlı adamlar ya da sözlü veya sözsüz lanetleri ile cadıları sevmiyorum demiyorum, sadece daha farklı anlatıyor hayal dünyama çeşitlilik katıyor.
Kart odaklı büyü sistemleri de bunlardan biri. Işıkyaratan serisinde "9 Kral" ya da Hunter X Hunter serisndeki "Greed Island Arc" hemen aklıma gelenlerden bazıları. Fakat en önemlisi tekrar ve takrar izlemekten usanmadığım Yu-Gi-oH serisidir. Kartların gücü vardır ve doğru kullanımları sınırsız olanağa sahip yetiler vadeder.
Bir Karanlık Pencere, tam da bu bağlamda küçük yaştaki ana karakterimizin bir kartı özümsemesi ile bakış açısına göre güç kazanması, bakış açısına göre lanete yakalanmasından doğuyor. Sayfalar ilerledikçe kitapta yer alan kartlarla bağ kurulamaması oldukça hayal kırıcı. Çünkü kitaba devam etmemdeki ana motivasyonum buradan ilerleyebilecek öykü beklentilerimdi. Bunun dışı ise ne yazık ki aynı lakırtılar.
Gotik fantastik romantik kitaplarda yer alan klasik aşk sahneleri, bir şey söylemek isteyip hiçbir şey söyleyememe klişeleri ve her sayfası tahmin edilebilir olay silsilesi...
Yine de kitapta kötü karakterin belirlediği son ya da kötü karakterin aslında en başından iyi bir karakter olması hissiyatı ikinci kitabı da bir şekilde okunur hale getirecek gibi görünüyor.
Okuduğunuz için teşekkürler.