Gönderi

Puan vermedi·520 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2024 23:58
Romanın başlarında Kemal’e sinirlendim. Ortalarına geldiğimde Kemal’in takıntılı ve hastalıklı biri olduğunu düşündüm. Sonuna geldiğimdeyse Kemal, gözüme çok masum ve saf bir aşık olarak görünmeye başladı. Aşkın bu kadar somut ve böylesine gözle görülür işlenmesini garip buluyordum. Bu kadar eşya?.. Nasıl bir aşka hizmet edebilirdi? Aşık olunan kişiyi eşyalarla nasıl bu kadar bütünleştirebilirdik? O eşyaları değerli kılan anılar değil miydi ve o anılar zaten zihnimizde yaşamıyor muydu? Bana göre aşk daha soyut olmalı, hislerde kalmalı ve böylesine hastalıklı hissettirmek yerine heyecanlı olmalıydı. Acı kısımları da olurdu elbet ama Kemal’in yaşadığı kadar ızdırap dolu ve yıllar süren takıntı hali, çok gerçek dışıydı. Bu yılları Kemal’e sürekli söylenerek okudum. Şimdi bunları yazarken aklıma Werther’in acıları geliyor. Ama kitap bittiğinde Kemal’in hikayesinin bende çok naif bir his bıraktığını fark ettim ve Orhan Pamuk’un sanatını görmüş oldum. Evet, anılar zihinde yaşar ama zihin unutabilir. Kaybettiğimiz bir sevdiğimizin eşyaları sıradan şeyler olmaktan çıkıp eşsiz ve kıymetli birer parça haline gelebilirler. Kemal ise bu eşyaların değerini zamanında anlamış, sevdiğini kaybetmeden eşyaları ve şeyleri kıymetlendirmiş. Aşkı bir düşünüş biçimi olarak yorumlamış Orhan Pamuk. Herkesin aşkı yaşayışı, hissedişi, görüşü binbir türlü halde yansıyabilir. Tek bir aşk tanımı yoktur. Belki de Kemal’in hikayesinden çok daha farklı yaşanmışlıklar da vardır, aşkın sebep olduğu. Kemal’in hikayesini okumak zordu ama değdi diye düşünüyorum. Üzerine tartışacak, yorumlarınızı paylaşacak bir yakınınız da varsa kitabı okuyan, bence çok şanslısınız. Şimdi sırada müzeye gitmek var.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
·
118 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.