Nazi Almanya’sı ile ilgili kitaplar önceden de okumuştum. Her defasında sanki ilk kez öğreniyormuş gibi insanoğlunun bu acımasızlığını hayretle karşılıyorum. Hitler’in Yahudi soykırımını konu alan ve toplama kamplarında insanlara akıl almaz şekilde muamele eden hastalıklı ruhu, sanki yıllar öncesinden gelip okuduğumuz satırlarla yeniden canlanıyor gibi insanın içini ürpertiyor. Nasıl oluyor da benim gibi etten kemikten oluşan bir varlık bu kadar korkunç olabiliyor?
Savaş zaten başlıbaşına korkunç bir şeyken savaşla ilgisi olmayan sivil halka düşmanlık beslemek hatta bir ırkı tamamen yok etmeyi hedeflemek her ne kadar akıl dışı gözükse de aradan geçen onca zamandan sonra şu an aynı ırkın bir başka topluma aynı şeyi yapıyor olması dünyanın zaman geçse de medeniyete yeteri kadar geçemediğini gösteriyor.
İkinci Dünya Savaşı döneminde en çok sivil kayıp verilen yerlerden biri olan Almanya’da iki gencin aşk hikayesi çerçevesinde Yahudi soykırımı ve Nazilerin yönetim şekli anlatılıyor kitapta. Keşke sadece kurgu olsaydı diyeceğimiz türden şeyler yaşayan insanların hayatta kalma mücadelesi çok etkiliyor okuru. Bahsi geçen konu yazarın annesinin ailesine dayanıyor. Yani aslında annesinin ve ailesinin bir Alman olduğu için Nazi yönetiminde çekilen sefalet ve savaşta hayatta kalma çabasının gerçekliği yazarın konuya hakimiyetini arttırdığından okuru da oldukça etkiliyor.
Toplama kampları ve soykırım ile ilgili kitap okumadıysanız bu kitap da iyi bir seçenek olabilir.