Gönderi

10/10
·112 syf.·
2016 8. kitabı
Gabriel García Márquez bu romanında, çocukluğunu geçirdiği kasabada gerçekleşmiş bir namus cinayetini kaleme almış. Orijinal adı (İspanyolca) Cronica de Una Muerte Anunciada (İlan edilmiş ölümünün kronolojiği), Türkçe’ye Kırmızı Pazartesi olarak çevrilmiş. Bence, her kitaba konsantre olmalı ve öyle okumalı, ama “Kırmızı Pazartesi” biraz daha fazla konsantrasyon gerektiriyor. Eğer konsantre olmadan okunursa, örgüde ve karakterlerde bir karmaşa yaşayabilirsiniz. Kitap sürükleyici, konu sürekli birilerinin ağzından anlatılıyor. Kısa bir zaman dilimidir “Kırmızı Pazartesi”, ama yoğun bir içeriği vardır. Bazen sohbet ediyormuşsunuz hissi uyandırmıyor değil. Evet bir namus cinayeti hikayesi bu, bir öldürülen ve öldüren de var ortada; bunlar da açıkça ve bilinen. Bunları belirtmiş olmam kitap içeriği hakkında bilgi verdiğimi göstermez, yanılmayınız sakın. Okurken dikkat ediniz, tüm bunlar hemen hemen kitabın başında verilmesine rağmen, asıl üzerinde durulması gereken şaşırtıcı başka bir durum söz konusudur. Aslında biliyor musunuz, bir cinayet romanı olmasına rağmen, cinayeti kimin işlediği çok fazlaca kimsenin umurunda değil, zira bu belli zaten. Cinayetin işlenme süreci, öncesi ve sonrasıyla, irdelenmekle birlikte, cinayetin işleniş biçimi daha çok ele alınmış ve konu edilmiş. Bununla birlikte sosyoekonomik, sosyokültürel yapısıyla toplumu da irdeliyor Márquez romanda. Kadınlara biçilmiş görevler vardır, yeri ve görevleri bellidir, erkeklerin de öyle. Ancak, bizde olduğu gibi onlarda da bekâretin önemi çok büyüktür, ne yazık ki uğruna cinayet bile işlenebilir bu nedenle, gözünü kırpmadan ve acımasızca. Prudencia Cotes'in annesinin şu sözü bu konudaki hassasiyeti göstermeye yetiyor: "Tahmin edebiliyorum, çocuklar, namus meselesi beklemez." Toplumun önem verdiği, kız ve erkeğin yetiştirilmesi, beklentisi ile kadın ve erkeğin yeri ve durumu aşağı yukarı yine bize benziyor sanki. Ana’nın koruma içgüdüsünü görebilirsiniz kızı için ya da erkeğin adamlığı gibi. "Çek elini kızımdan, beyaz adam! Ben hayatta oldukça sen o pınardan içemezsin" diyerek kanatlarını kızının üzerine koruma kalkanı gibi açan Victoria Guzmân’ın annesinin hiddetli tepkisi açıkça bunu ortaya koyuyor. Romanda oldukça fazla karakter olmasına rağmen asıl önemli karakter 22 yaşındaki Santiago Nasar’dır. Babası İbrahim Nasar, iç savaşların ardından Kolombiya’ya Araplarla birlikte gelmiştir (Güney Amerika ülkelerinde Orta Doğu’dan göç eden Arap kökenlilere Türk gözüyle bakılır. Çev.Notu). Özgür, gözü pek, yakışıklı bir gençtir Santiago. Hovardaydı tabiri caizse. Ancak ne var ki Angela yanlış bir adres, sonucu da hayatına mal olmasıydı. Ama şu kanaate de vardım: Suçlu (bilinmesine rağmen) katil/katiller değil şehrin tamamı. Finalde "Santiago, yavrum! Neyin var?" diye bağıran Wene Hala’nın sorusuna yanıt içinizi acıtabilir...
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
··
2 +1'leme
·
6bin Gösterim
38 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok güzel bir inceleme olmus teşekkürler
dostamisc
Gönderi Sahibi
Ben teşekkür ederim.
Yüzyıllık Yalnızlık'ı okumaya karar vermem Nobel ödüllü olması sebebiyle olmuştu. Ve Hakan hocamın aksine, hayatımda bitirmek için kendimi zorladığım nadir kitaplardan birisi oldu. Mutlaka edebi bir değeri vardır fakat benim gibi "bunu da okuyayım da aradan çıksın" diye okuyacaksanız okuyun, yoksa hiç gerek yok. Kırmızı Pazartesi ise bir cinayet romanından çok daha fazlası. Her dönemde, her toplumda, her olayda gözlemlenebilecek toplumsal bir hastalık kitabın asıl anlattığı. Cinayet romanı demek, açıkçası hakkını yemek olur. Sosyolojik bir kitap bile sayılabilir. Şöyle ki; cinayetin işleneceği herkesin malumu, adeta güneşin yarın sabah doğacağını bilmek gibi bilinen bir gerçek. Kitabın esprisi de bu zannımca, insanların bu kadar duyarsızlaşması, hissizleşmesi. Cinayet gibi vahim bir durumu bile böylesine kabullenmiş insanlar sürüsü. Böyle bir algıya varmamın sebebi, ülkemizde yıllardır, asırlardır bu toplumsal hastalığın ızdırabını çekiyor olmamız. Haksızlıklara karşı kör sağır kesilmemiz, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" ya da "ateş düştüğü yeri yakar" hissizliğinin esiri olmamız...
Konsantrasyon kesinlikle bu kitabı okumak için gerekili olan ilk şey. Aksi halde kitap ilerleyemiyor. Sürekli bir önceki sayfaya gidip bu kimdi şimdi diye bakmak gerekiyor. Ama konsantrasyonu sağlayıp okunduğunda gerçekten güzel bir kitap.
dostamisc
Gönderi Sahibi
Çok haklısınız. Yorum için teşekkür ederim.
Santiago çok büyük ihtimalle kızla yatmamıştı hiç bir suçu yoktu
dostamisc
Gönderi Sahibi
Asıl sorun Santiago'nun kızla yatıp yatmadığından öte bir şey.
Şimdi bitirdim ve ne yazsam diye düşünürken sizin yorumunuzu okudum ve anlatılacak pek de bir şey bırakmamışsınız gibi bence 👏👏
dostamisc
Gönderi Sahibi
Güzel bir kurgusu olan, okuduğumdan memnun olduğum kitap.
Reklam
Gerçekten zor okudum bu kitabı ve sonunda anladim bu beni üzdü :(