Mizah, şefkat, sevgi, insan sevgisi, hayvan sevgisi, canlı sevgisi - bunların hepsi arasında açıklayamayacağım bir tür bağ var sanki. Belki de -tıpkı sevgi gibi- mizah duygusu da en başlarda, insanlar arasında bir köprü olarak tasarlanmıştı. Belki de bizler bunun değerini tam bilemedik, galiba da feci şekilde suistimal ediyoruz: En incelikli ve üst boyuttaki mizahı kendimizden farklı olduğunu sandıklarımızı ötekileme, hatta aşağılama aracı olarak kullanabiliyoruz. Oysa mizah birleştirici olmalı, kapsayıcı olmalı; bir fıkra hangi ortamda anlatılırsa anlatılsın, kimsenin canını yakmamalı, kimseyi dışlamamalı.