İnsanlığın Sallanan Uygarlığı
10/10
·72 syf.··
2024 11. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2024 21:15
Onbinlerce yıldır var olan ve yavaşça, emekle, nesiller boyu gelişen insan medeniyeti ne kadar da hassas, ne kadar da kırılgan! Adeta mükemmel bir kollektif uyumla yapılmış muazzam bir bina ama bütün yılların tozunu silecek bir vinç darbesi veya bir depreme karşı ne kadar hassas ve kırılgan. Binlerce yıldır geliştirdiğimiz, dil, edebiyat, fizik, kimya, matematik, mimari, kültür, sosyal ve idari düzen, şehirler ve yedi milyar nüfus; bir göktaşı, salgın hastalık, dünya dışı varlıkların istilası karşısında ne kadar âciz. Hatta kendisi karşısında bile âciz, dünyanın dengesini bozarak kendisini bile yiyip bitiriyor… Jack London 1912 yılında yazdığı bu kitabında kendimizi adeta ilahlaştırdığımız medeniyetimizin aslında ne kadar âciz ve kırılgan olduğunu bilimsel çıkarımlarından yaptığı varsayımlar doğrultusunda bizlere hatırlatıyor. Daha önce de insanlık medeniyeti bu kadar gelişmiş olmamasına rağmen korkunç bir veba salgını atlattı. Belki günümüzde çıksa çok daha korkunç sorunlar oluşturabilecek, medeniyetimizi yok edecek. Günümüzde de dünya dışı virüsler ve kutuplardaki virüsler medeniyetimizi tehdit eden en büyük dış unsur. Jack London da okuduğu bilimsel yazılardan ötürü bu duruma dikkat çekmiş. Kitabın çevirisi de korona döneminde yapılmış. Aynı dönemde karantina ile ilgili kitaplarda bir satış patlaması olmuş ve bu konuda yeni kitaplar yazılmıştı. Bu da aslında insanlığın başına musibet gelmeden ne kadar da umursamaz olduğunun adeta bir örneği ama konuyla alakadar kitapların yazılması veya çevrilmesiyle yetinmesi de ne kadar da ders çıkarmak istemediğinin, popüler kültüre bir iki şey katmanın dışında alışkanlıkların ve varolan düzenin yılmaz bir parçası olduğunun göstergesi. Tabii kitap ve film basıp satmak kapitalizmin doymak bilmez çarkına hizmet eder, önlem ise masraflıdır. Günümizde medeniyetimizi dış unsurlardan çok kendimiz tehdit ediyoruz: Eğer harcamalarımız bu şekilde sürerse istatiksel olarak 2032 yılına kadar ciddi bir su krizine gireceğimizi, 2060 yıllarında petrolü ve kömürü tüketeceğimizi, belli bir yıldan sonra çöp dağları oluşacağı, kısacası israfımız ve umursamazlığımız sayesinde kendi kıyametimizi kendimiz getireceğimiz uzmanlar tarafından söyleniyor. Su kıtlığı neticesinde belki de adeta Kızıl Veba gibi nüfusumuzun büyük kısmını kaybedip vahşileşeceğiz. Şimdi ben bunları söylediğim için öngörülü mü oldum? Kitapta geçen kablosuz iletişim öngörü müydü? Peki Kızıl Veba sanıldığı gibi Koronanın öngörüsü mü yoksa bahsettiklerim gibi bir varsayım mı? Peki medeniyetimizi tehdit eden önlem alabileceğimiz unsurlara karşı ne yapacağız? Başımıza gelene kadar hiçbir şey! Kızıl Veba’nın sonuçları kaçınılmaz… Ondan sonrası mı? Olmamış gibi davranacağız. Benim de bir öngörüm var, İnsanları bu kadar olumsuz etkilemesine rağmen bir yaşındaki bebeklerin bile elinde bulunan ve hakkında hiçbir şey yapmadığınız sosyal medya başımıza çok büyük belalar açacak.
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
·
165 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ben de öngörünüze katılıyorum. Acil sosyal medya ve telefon kullanımına tesirli kurallar ve bilinçlenmeler getirilmeli... Yoksa taze beyinlere çok yazık olacak... Çocuklar çocukluklarını yaşayamayacak maalesef