120 günlük yolculuğu, kısacık bir öyküye sığdırmış Marlo Morgan. Bir Mutant'ın (bizden biri) Gerçek İnsanlar'la (Aborjinler'le) olan bu yolculuğu öğretilerle dolu. Hayata onların gözlerinden bakmak, doğayı bir de onların sesinden dinlemek gerek. Hatta sessizliğin bile ne çok şey anlatabileceğini onlardan öğrenebiliriz.
Yarınlar için ne çok çaba harcıyoruz bizler. Ve yarınlardan beklentilerimiz asla azalmıyor veya bitmiyor. Bitmedikçe kendimizi, ruhumuzu, bedenimizi tüketmeye devam ediyoruz. O geleceği belli olmayan yarınlar için. Bir de bunun çok daha geniş kitlelerce yapılanları var. Savaşlar gibi... Kısacık ömrümüzü birbirimizi öldürerek geçiriyoruz... Kim ne derse desin, çocuğu, genci, yaşlısı, fakiri, zengini hepimiz kaos gibi bir ortamda yaşıyoruz. Herkes stresli, herkes korkuyor bir şeylerden. Kimisi aç kalmaktan, kimisi milyonlarını kaybetmekten, kimisi daha fazlasını kazanamamaktan korkuyor. Gelecek korkutuyor hepimizi. Yeni çağdaş dünyada, tüm renkler hiç olmadığı kadar parlak, ışıltılı, göz alıcı, ama hiçbiri gerçek değil artık... Kapitalizm sayesinde kocaman bir yalanın içinde yaşayıp duruyoruz. Bizi bir şeylere ihtiyacımız olduğuna inandırıyorlar ve bu ihtiyaçlar hiç bitmiyor. Çağdaş insan olacağız diye tüm insani değerlerimizi birbir kaybediyoruz.
Peki farklı bir dünya mümkün mü?
Avustralya'nın yerli halkı olan Aborjinler biz Mutant'ların hayatlarından çok daha farklı bir hayat yaşamaktalar. Biz Mutant'lar insanları bile ırk, din, sınıf olarak ayrı tutuyor. Bir tarafı daha üstün gibi göstermeye çalışıyorken onlar sadece insanları değil, tüm doğayla bütünleşmiş durumdalar. Ben/Sen diye bir şey yok onlarda. Acılar da ortak, mutluluklar da. Kendilerini hiçbir şeyden daha üstün görmemekteler. Avladıkları hayvanlara da bitkilere de dağa da taşa da ayrı bir saygı duyuyorlar. Kendi varlıklarını onların varlığına borçlu olduklarını bilerek yaşıyorlar. Bizim hiç yapamadığımız bir şeyi daha yapıyorlar tüketeceklerinden fazlasını asla biriktirmiyorlar.
Kitapta en çok hoşuma giden kısımlardan birisi, bu Gerçek İnsanlar'ın yalanın ne olduğunu bilmemeleri olmuştu. Onlar zaten birbirlerinin duruşundan, yürüyüşünden her şeyi anlayan kişiler. Ki yalan için sözcüklere ihtiyaç vardır ama onların konuşmaya çok da ihtiyaçları yoktur. Bir diğer hoşuma giden kısım, onlar doğum günü gibi şeylerin kutlamalarını yapmazlar ama bir kişi yeteneğini geliştirmişse işte bunun kutlamasını yaparlar. O kişiyi bu şekilde ödüllendirirler.
Son olarak onlara sorulan "Yamyam" olduklarını söyleyen kesime verdikleri cevap belki de kitaptaki en çok hoşuma giden kısımdı.
"Savaşta ahlak yoktur," dediler. "Ama yamyamlar asla bir günde yiyebileceklerinden fazlasını öldürmezler. Sizin savaşlarınızda, birkaç dakika içinde binlerce kişi ölüyor."
(Sayfa:111)
Biz çağdaş insanlar böyleyiz işte insanı yemek için öldürenden tiksiniriz de güç için milyonları öldürenleri kahraman ilan ederiz.
Anlatılacak, değinilecek o kadar çok başlık var ki aklımda hangisine değineyim bilmiyorum. Bilimden, teknolojiden bu kadar uzak olmalarına rağmen özellikle sağlık açısından bunca şey keşfetmiş olmalarına mı, yoksa gerçek sevginin, saygının iyileştirme gücüne mi, ya da hayata var olma sebebimize çok daha farklı bir pencereden bakabilme ihtimalimize mi değinsem bilmiyorum.
Kitapta yazılanların ne kadarı gerçek, ne kadarını bizim Amerikalı yazar iyi satsın diye ekledi orasını bilemem. Belki baştan sona da kurmacadır. Kitabın sonlarına doğru yazarımız kendisini seçilmiş kişi, azıcık da Peygamber gibi göstermesiyle şüphelerim arttı. Son Gerçek İnsanlar da ölümü seçiyorlar ve bir Mutant'ı, bir Amerikalı'yı bizlere doğru yolu göstermesi için yönlendiriyorlar. Sanırım bu okuduğum kitapta son kutsal kitabımız :) Ama ne olursa olsun genel olarak verdiği mesajları beğendim ben. Çok daha boş kitaplara çok daha fazla para vermişliğim var.
Çok popüler olması beklentiyi arttırıyor. Siz beklentinizi düşük tutarak okuyun. Bence hem keyifli hem de öğretici bir kitaptı. Küçük Ağaç'ın Eğitimi kitabından sonra önerilmişti. Benim için bir Küçük Ağaç kitabı olmasa da okunacak bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Herkese keyifli okumalar.
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Klan Yayınları · 201927,5bin okunma
Bi kere kurgu olsun olmasın sözüne katılmıyorum. Çünkü ABD deki Aborjinliler tarafından mahkemeye verilmiş ve 2014 yılında yazdıklarının tamamen kurgu yani “yalan olduğunu” uzun yıllar sonra itiraf etmek zorunda kalmış bir yalancı Morgon.
O yaşlı kadının “barbekü soslar vs ile yemeklerini felan… “ cümlesinde durdum. Ulan ben bile bu sosları bilmiyorum bu medeniyetten uzakta yaşayan kadın nereden biliyor… diye sordum ve araştırdım… sonuç kadın tam bir sahtekar. Kitap satılsın diye bir zamanlar film ve dizilerin çok izlenmesi için “ gerçek hayattan alıntı” diye yazması gibi bu da öyle reklam yapmış… Ben kendimi kandırılmış hissettim. Kurgusu başını yesin umrumda değil… ha kurgu deseydi güzel kitaptı o ayrı mesele…
Neyse kısa keseyim😂
İncelemeden uzun yorum olacak yoksa😂😂
VüsaIe Quluzadeh sen de oku😁
Hipokampus yalnız kurgu olup olmadığı biraz şaibeli bu kitabın. Bir incelemede kurgu olduğunu okuduktan sonra biraz araştırmıştım. İçindeki bazı kısımlardan dolayı sonradan kurgu gibi gösterildiği de söyleniyor. 🧐